Yılların birikimi, gözlemleri ve sorgulamalarıyla ortaya çıkan bu çalışmalarımın sizler için de değerli bir deneyim olmasını diliyorum…(Twitter adresi : https://twitter.com/mehmetcagdasi)
Hakkımda
- Mehmet Çağdaş Işim
- ENAG(Enflasyon Araştırma Grubu) kurucu üyesi,Msc. Bankacılık ve Finans, Planlama Mühendisi,PMI® (Project Management Institute Member), Mühendisler için Python Programlama ve Uygulamalari kitabının yazarı. "Rusya’nın buzullarından, Güney Asya’nın tropikal iklimlerinden, Körfez ülkelerinin çöllerinden, Afrika’nın savanalarından geçmiş bir ‘Dünyalı’…"
5 Kasım 2021 Cuma
Tarihin En Büyük Ponzi Scheme Olayı : Crypto Currency
7 Mart 2021 Pazar
Çeşitli Ekonomik Verilerin Korelasyonları
Elektrik üretimi verilerinde yapılan manipülasyonlar sebebi ile özellikle eurostat verilerini temel aldım. Böylece manipülatif yaklaşımlardan ziyade gerçeğin farkına daha rahat varabilelim. Elektrik tüketiminde EPDK verileri ile TEIAS verileri uyuşmuyor. Üretildiği kadar tüketildiği mantığı ile hareket edildiğini daha önce de görmüştüm çok fark olmadığı için bu açıdan değerlendireceğim. Madem ekonomik olarak büyüdük nasıl büyümüşüz ayrıntılı buradan inceleyelim istedim.
Bu arada daha önce yazdığım yazımda da veriler ile bazı hususlara değinmiştim; https://mehmetcagdas.blogspot.com/2019/12/elektriksiz-uretim-bir-yeni-inovasyon-mu.html
28 Haziran 2020 Pazar
Eşitlik devrimi, Modern Para Teorisi ve Demokrasinin Ekonomiler Üzerindeki Etkileri
Stephanie Kelton'ın Deficit Myth'ini açıklarken önce içinde bulunduğumuz pandemi döneminde yapılanlar ile başlamak gerekiyor. Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler COVID-19 ile mücadele etmek için ekonomilerini kapattılar. Hükumetler harcamalarındaki büyük artış hane halklarına ve işletmelere yardım sağladı, ancak birçok politikacıya ve ekonomiste göre, bu hükumet harcamaları 'ulusal borç ikilemleri' yarattı .ABD ve Birleşik Krallık kamu borç seviyeleri gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) yüzde 100 üzerinde uçmasına ulaşacağı tahmin ediliyor. Japonya'nın kamu borçlarının GSYİH'ya oranının yüzde 250'nin üzerinde büyümesi bekleniyor. IMF , gelişmiş ekonomilerdeki ortalama borç / GSYİH oranlarının yüzde 120'nin üzerine çıkacağını öngörüyor. Borç / GSYİH oranları bu kadar yüksek olduğunda, ana akım iktisatçılar pandemi sonrası bir borç çıkıntısı olacağına dair uyarıda bulunuyorlar ve bunun gelecekte kamu harcamalarının kısıtlanmasını ve vergilerin artmasını zorlayacağını söylüyorlar. Artan vergiler hanehalklarının tüketim harcamalarını ve işletmelerin yatırım harcamalarını azaltacaktır. Sonuç, daha yavaş GSYİH büyümesi ve işçinin ücret ve maaşlarındaki durgunluktur. Burada Piketty'nin vergileri arttıralım her şey güzel olacak tezi de tartışmaya giriyor haliyle. Sonra bu konuya geri döneceğim yazarın anlattığına gelirsek, kamu borçlarının artmasıyla ilgili kaygıların temelsiz olduğunu gösteriyor. Kelton, hükümet harcamalarının doğru şekilde hedeflendiğinde ve kamu borcunun sorunlu olması gerekmediğini savunuyor. Kamu açıklarının bir ekonomi için çok sağlıklı olabileceğini savunuyor. Kelton, daha büyük açıkların bir ekonomiyi güçlendirebileceğini ve daha hızlı büyümeye yol açabileceğini de iddia ediyor.Yani geleneksel hikayeye karşı diyor ki istediğiniz kadar ABD doları basabiliyorsanız bu borcunuzu değiştirir mi diyor ve borcun önemli olmadığını bunu para basarak halledebileceğini söylüyor. Bir ülke rezerv para birimine sahipse kendi kendini finanse edebiliyor ve vergi ya da borç almaları gerekmiyor diyor. Enflasyon oluşmaz mı sorusuna da şu anda hanehalkı harcamalarının ve yatırımların talebinin zaten enflasyon oluşumundan çok deflasyon korkusunda olduğunu ekliyor. Zaten düşük enflasyonu koruyacak iş modellerini örnek veriyor(Amazon, Walmart). Yani enflasyon korumasını tedarik zinciri rekabeti ve düşük fiyat avantajı sunan yapılarda buluyor. Enflasyon ve küçülme olmaksızın devletin modern para politikası güderek işler oluşturabileceğini, eğitim eşitliği sağlayabileceğini, altyapı ve iklim değişikliği konularında gelişmeler yaratabileceğini anlatıyor. Tabi bunlar iyi hoş ama yine Wallerstein'ın dünya teorisine dönecek olursak merkez ülkeler rezerv paraya sahip olarak bunu yaparken diğerleri de pazar olmaya devam mı edecekler? Bu işin doların gücüne bağlı olarak kurulması konusu kendi içinde çelişen bir durumda yaratıyor. Yani eşitlikçi devrimden bahseden Wallerstein ve Piketty gibi isimlerin yanında Kelton sadece rezerv sahibi ülkelerin kurtarıcısı konumunda oluyor. Çevre ve yarı çevre ülkelerdeki demokrasi yapılarını nasıl etkileyeceğini ise Daron hocanın dar koridorundaki prangalanmış leviathen modeline göre devlet gücü toplum gücü denge modelinde namevcut bir leviathen yaratıp yaratmayacağını bilmiyoruz ya da despotik bir hal almasının mümkün olup olmadığını çünkü hükümet direkt destek çıkarsa devletin gücü artacak, ancak halk bunu daimi algılarsa harcama alışkanlığı değişebileceğinden ticari rekabetin getireceği götüreceği özgürlük konusunda da sıkıntılar sunacaktır.Sonuç olarak rezerv parası olanların eşitliği olmayanların sömürüsü konusunda bir garip hikaye mmt. Rifkin'in mikro modellemeler ile yeşil devrim modeli mmt ile bağlantılansa da bunun da sebebi sol olarak tabir ettiğimiz eski tip siyasetçilerin demokrat tayfada yoğun olması ki seçim döneminde Osario Cortez ve Bernie Sanders gibi isimler seçim kampanyasında sık kullandılar bunu.Anlayamadıkları Rifkin'in modeli yeşil devrimin enternasyol yapısı ve eşitlikçi bir paylaşımdan geldiği ve sadece rezerv para sahibi olanlara değil olmayanlara da aynı yapıyı sunmasında. Kitap neoklasik iktisadi bakış açısını komple yıkan ve bambaşka bir çerçeveden para ve maliye politikalarına öneriler getiren bir eser olmuş. Belki MMT'nin gelecekte başka başka her ülkeye uygulanabilir yolları bulunur, kim bilir...
Birbirinden apayrı görüşlere sahip bu isimlerin savundukları şeylerin daha eşitlikçi,modern ve entegre bir dünya yaratmak konusunda tartışılması gereken konuları gündeme getirmesi ve çözüm önerileri sunmaları dahi kendilerine yapılan eleştirilerin bu konuları daha da ön plana çıkarmasına ve insanlığın gelişiminde mihenk taşı olan dönemler olan özgürlük,refah devrimlerinden sonra eşitlikçi bir devrimin oluşmasına katkı sağlayacak çalışmalardır. Geleceği kimse tahmin edemez ama bu kitapları okur tartışırsanız yeni fikirleri çıkarabilecek yorumlayabilecek entellektüel bir düşünce dünyasını yaratmanıza katkısı olacaktır. Kendi eleştirilerimi de bu çerçevede kitapların anlattığı fikirlerin özelinde okuduğum eserlerden farklılıkları çerçevesinde yaptığımı düşünüyorum. Nitekim despotik leviathen'lerin ve ulus devlet modellerinin içe kapanık yapılara dönmesini istemiyorsak bu durumlara açıklıkla yaklaşmalıyız.Sermaye birikiminin tüm gsyh'yı yutmasına engel olmak için sosyal devlet yapılarının gelişmesi, para teorilerinin neoklasik çerçeveden bakılması yerine daha modern para ve maliye politikaları geliştirilmesi, finansal sistemlerin daha adil yapılar olarak kurulması,gelirlerin adaletli dağılımı ve yeni vergi modellemeleri geliştirilmesi veya belki de Kelton'ın dediği gibi gerek kalmayacak olması gibi yeni fikirlerin desteklenmesi, yeşil devrim yolunda mikro enerji santralleri ve yaşanabilir çevre ve yaşanabilir dünya konusunda atılacak yeni adımlar belirlenmesi gerekiyor.
24 Mayıs 2020 Pazar
DİJİTALLEŞEN DÜNYA; FAMANG
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Büyük Buhran V2.0
Şimdi bu gözle büyük buhran ile günümüzde yaşanan 2. versiyonuna baktığımızda ikisinde de arz ve talep şoklarının aynı anda oluştuğu büyük firmaların çok büyük sıkıntılara girdiği iflas ettiği ve işsizlik sayılarının inanılmaz seviyelere çıktığını aynı zamanda oluşan bu durumların dünya ekonomisinde %7'lik bir küçülmeye sebep olduğu ve şu anda da söylenen %2,7 gibi dünyada ekonomik küçülme tahminlerinin şu anki işsizlik rakamlarıyla uyumsuz olduğunu ve sistemik gelişen(doğrudan tüm ekonomilere yayılan) krizin dünyadaki tüm ekonomilere uğradığını görüyoruz. Büyük buhran zamanlarında net kreditör olan ABD yine aynı şekilde günümüzde de FED vasıtası ile benzeri swap pencereleri ile ihtiyacı olan ülkelere yardımlar yapıyor. Geçmişte hesapsızca vermiş olduğu kredileri alamayan ABD yine aynı şekilde bu kredileri alma yolunda sıkıntılar yaşayacağı ortadadır. Gümrük duvarları koyma yoluna gideceğini de tahmin etmek falcılık olmayacaktır. Zaten şu anda Çin ile yaşanan ticari gerilimler de geçmişteki blog değişimlerine benzer yapıda seyrediyor.
Büyük buhranın 1930'ların başından sonuna kadar 10 yıl civarı sürdüğünü düşünürsek şu anda da benzeri bir durumun yaşanacağını kestirmek de yine aynı şekilde tarihten çıkardığımız derslerden.
Daha önce pacman krizi olarak bahsettiğim( https://mehmetcagdas.blogspot.com/2020/03/pac-man-krizi.html ) sistemin açığının bulunduğu yapıdan bahsederken sermayenin milli gelirin tamamını yutma tehlikesinden bahsetmiştim. Bu durumda sosyal politikaların gelişmesinde mecburi bir taraf olacağı aksi halde dünya savaşlarının temelini oluşturan işsiz insanların sapkın yönelimleri(Nazizm vb.) oluşabileceğini görüyoruz. Bunda zaten şu an ki lider yapılarının sağ olarak tarif ettiğimiz siyasi yapıdan gelmeleri de bu tehlikelerin varlıklarını arttırmaktadır.
Sonuç olarak insanlığın önümüzdeki 10 yıl büyük sıkıntılara gebe bir döneme girdiğimizi söylendiği şekilde bir toparlanmanın uzun süre oluşamayacağını çünkü üretim ve tüketim tarafındaki zincirlerin kırıldığını arz ve talep şoklarının etkisinin öyle kısa sürede çözülmesinin zor olduğunu söyleyebilirim.
Ekonomik krizlere sadece ekonomi açısından değil sosyal hatta politik açıdan da bakılması gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.
23 Mart 2020 Pazartesi
Gelir Adaletsizliği ve Eşitsizlikler Üzerine
| Emek Gelirindeki Eşitsizlik,Dönemlere ve Ülkelere Göre |
| Sermaye Mülkiyetindeki Eşitsizlik, Dönemlere ve Ülkelere Göre |
| Toplam Gelirdeki Eşitsizlik Dönemlere ve Ülkelere Göre |
| ABD'de Gelir Eşitsizliği ,1910-2010 arası dönem |
| ABD ve Avrupa Gelir Eşitsizliği Kıyaslaması |
Bir de yaş servet ilişkisi farkına bakalım ki bugünlerde etkili olan COVID'in etkilerini bir de bu açıdan değerlendirelim. Veri kayıtlarının çok eskiye dayanmasından dolayı yukarıdaki Fransa incelemesi yaş-servet profili olarak çok önemli. Tablodan da görüldüğü üzere yaşlıların serveti daima gençlerden fazla olmuştur. 2. Dünya Savaşı dönemi dışında yaşlıların servetinin düşük olduğu bir dönem görülmemiştir. Bu yüzden de küresel ekonomik büyüme yıllarının savaşın yaratmış olduğu durumdan gelişme çıkardığı izlendi. Kişinin elde ettiği servet ister miras yoluyla ister çalışarak elde edilmiş olsun belli bir eşiğin üzerine çıktığında kendi kendine çoğalmaya ve birikmeye başlar. Bu yüzdendir ki negatif faize geçildi AB ülkelerinde ve yine bu yüzdendir ki ekonomileri büyüyemiyor ve eski dönemlerdeki gibi gelişemiyor. Çünkü bu birikimleri aynı zamanda miras yoluyla sonraki nesillere aktarmaya devam ediyorlar. Yaş ortalamasının yüksek olması işleri hiç kolaylaştırmıyor. COVID konusunda gereken önlemleri geç almalarını buradan bakarak da politika yapıcıların ne kadar duygusal davrandıklarını anlayabiliyoruz.
19 Mart 2020 Perşembe
Pac-Man Krizi
Yapısal büyümenin olmadığı ve büyüme oranının tam sıfır olduğu bir durumda Marx'ın tarif ettiğine çok yakın bir mantıksal çelişki ortaya çıkar. Marx bunu ''kar oranındaki düşme eğilimi'' olarak açıklarken bunu matematiksel olarak açıklamakta zorlansa da çünkü bulunduğu dönemde verilerin eksikliği çağın kendine tarihsel bir mesafeden bakmanın zorluğu gibi durumlar olduğu için şimdiki kadar açık değildi. Net tasarruf oranı artıya geçtiği, yani zengin sermaye sahiplerinin güç ve saltanat arzusuyla veya yalnızca yaşam standartları halihazırda yeterince yüksek olduğundan her yıl daha fazla sermaye biriktirmeye başlar.(Zengin şımarıklığı ya da hastalık derecesinde para biriktirme sevdası da diyebiliriz.) Daha genel bir ifade ile büyüme oranı düşükse ve sıfıra yakınsa, uzun vadedeki sermaye gelir oranı da sonsuz olmaya meyleder. Sermaye gelir oranı da sonsuz oranda yüksek ise sermayenin getirisi de giderek azalmak ve sonsuza dek düşmek zorundadır. Aksi biçimde bu süreç sermayenin payının milli gelirin tamamını yutmasıyla sonuçlanır.
Bu işin tek mantıksal çözümü, sürekli yeni sermaye birimlerinin toplama ilave edilmesini dengelemek için nüfustaki artış ve verimlilikte artış oluşması gerekliliğidir. Şimdi yaşadığımız krize bakar isek çözüm olarak para basılmasının hiç bir biçimde çare olmayacağı açık duruyor. Verimlilik artışı içinse yeşil enerji ve karbon emisyonu hikâyeleri ile tıkanıklık yaşıyoruz yeni teknolojileri bırakın üretmeyi insanlar hayatın hızından dolayı düşünecek halde değiller, birde küreselde yaşanan sıkıntıları (Süveyş ve Panama kanalı ileride izleyin ) ekler isek üretim tamamiyle tıkanacak, arz ve talep sıkıntıları o kadar artacak ki... Nüfus tarafında ise %2-3 oranında yavaşlatmaya gidildiğini globalizm etkisiyle görüyoruz ve nüfus artışına da engel olduğunu eklemek gerekli.
Bütün bu paniği anlamak için aslında bu kadar göz önünde duran bir durumu anlatmak gerektiğini düşündüğüm için bu yazıyı kaleme alma gereği hissettim. Yıllarca emeğin, milli gelirden giderek küçülen bir pay almaya zorladıkları için bu günlerde kamulaştırmaya gerek duyacaklar ve duymaya da başladılar. Örneğin ABD'de helikopter yardımları veya ab ülkelerinde sosyal yardımları hayrına insanlara vermiyorlar ya da faturalar erteleniyor,kiralar donduruluyor, üniversite borçları yok sayılıyor,işsizlik maaşları bağlanıyor vs. bu durumun insani tarafı ayrı bir boyut ancak ekonomik tarafından bakınca bu da kapitalizmin iç dinamiklerini yok etmek anlamı taşıyor. Genel olarak bu çözümler kısa vadede hareket yaratsa da uzun vadede nüfus ve verimlilik arttırıcı çözümler olmadıkları gibi aynı zamanda çözüme de çare değiller. Para basarak bu işin çözümleneceğini sanıyorlarsa sermayenin payının milli gelirin tamamını yutması kavramını yaşayarak deneyimleyeceğiz.
Bir çok faktörün aynı anda bir araya gelerek yarattığı bu kırılma dalgalanma şeklinde her 20_30 yılda bir başlaması aynı zamanda globalizmin yarattığı tahribatın da bir sonucu olması ile yüksek entropi barındıran kaotik bir durum örneği olarak karşımızda. Entropiyi düşürmek için yaşanmış süreçler ile kavga eden değil onunla uyum içinde yaşayan bir düzene geçilmelidir.

