Modern dünya sistemi teorisi, 1960’lı yıllarda, sosyalizmin popüler olduğu bir dönemde, E. Wallerstein tarafından bulunan bir fikir idi... Türkiye’den de Reşat Kasaba ile Şevket Pamuk, bu fikri, Osmanlı devleti açısından geliştirmiştir. Wallerstein, Afrika ile ilgili yaptığı araştırmalarda bu teorisini daha da derinleştirdi.
Dünya ekonomisinin derinleşip büyümesi için elverişli bir ortamı hazırlayan gelişmeler;
ı. merkantilist engellerin kaldırılması.
ıı. yeni altın yataklarının keşfi.
ııı. iletişim ve ulaşım ağının genişlemesi.
ıv. yaygın bir savaş çıkmaması.
v. 19. yüzyılın ikinci yarısında mal, insan ve sermaye akışının gelişmesi.
Wallerstain’e göre iki dünya sistemi vardır:
1. Dünya imparatorluğu: merkezi bir siyasal gücün denetlediği iktisaden kendi kendine yetme gücü daha fazla ve bürokrasinin artık üzerinde önemli bir tasarruf imkanına sahip olduğu bir bütünlüktür.
2. Dünya ekonomisi: çok merkezli siyasal yapıların bulunduğu, merkezi bürokrasinin görece güçsüz olduğu sistemdir. 2.sinin 1.sine göre üstün tarafı, teknolojik değil, bu siyasal düzeyin özgünlüğüdür.
Merkez–çevre/dünya sisteminin öğeleri:
1. Denk olmayan değiş–tokuş/ticaret kavramıdır. merkez, uzun erimli ticaret ağlarının kontrolüyle oynayarak ve merkezde üretilen yüksek statü mallarının yerel üretimine müdahale ederek yerel ekonomileri iyice özelleşmiş hammadde sağlayıcılarına dönüştürür.
2. Merkezin çevreye oranla teknolojik üstünlüğü vardır.
3. çÇvredeki topluluklarla karşılaştırıldığında büyük ölçüde içsel benzerlik, uyum vardır.
ticaret üzerinden 16. yüzyılda bir “dünya ekonomisi” oluştu. meta ve insanların dolaşımı ve değişimi sürecinde dünya ekonomisi sürekli genişledi ve sonunda dünya çapında niteliksel ve hiyerarşiye dayalı bir iş bölümü ortaya çıktı: “merkez–çevre–yarı–çevre ve dışsal bölgeler”. bu bölgelerin oluşmasında temel itkiyi sağlayan ticaret olmuştur. burada;
Merkez (çekirdek): ayrı, karmaşık ekonomilere sahip, oldukça gelişkin teknolojik beceri ve üretim süreçleriyle ayırt edilen ve ihraç için yüksek kalite mallar üreten alanlardır. nitelikli emek biçimi ve kapitalist ekonomi mevcuttur.
Çevre: niteliksiz emek biçimi ve tarımın ağırlığı vardır.
Yarı–çevre: merkez ile çevre arasında risk azaltıcı bir tampon rolü olan bölgedir. Siyasal açıdan, çevreden daha bağımsızdır.
Dışsal bölge: dünya ekonomisinin dışında olan, kendi kendine yeterli, devasa dünya imparatorluğu. Örn; Dünya ekonomisine katılmadan önceki Osmanlı İmparatorluğu ve Rus Çarlığı.
Bu sistemde “sıfır–toplam oyunu” vardır. Sıfır–toplam oyunu: dünya sisteminin tek merkezli olması, sistemin çeşitli bölgelerinin yükselişlerini diğerlerinin düşüşüyle ilişkilendirir. Bunun sonucunda, merkez hiç genişlemez. Şöyle ki, yarı-çevre durumunda olan bir ülke merkeze doğru yükselirse, merkezde olan bir ülkede yarı-çevre durumuna düşer. kesintisiz birikim itkisinin güttüğü kapitalist dünya ekonomisi, “dünya haline gelene dek tedricen yayıldı”. ülkeler sistem içerisinde yukarı veya aşağı doğru gidebilirler. Örneğin; 16. yüzyılda büyük Britanya yarı- çevreden merkeze doğru; İtalya ise, aynı dönemde merkezden yarı-çevreye doğru hareket etti.
Merkez ile çevre arasında eşitsiz mübadele üzerinde bir “artık” transferi gerçekleşir. Çevre ülkeler, giderek belirli malların üretiminde ve merkeze ihracında uzmanlaşır. merkezin teknolojik içerikleri yoğun metalar alır.
16. yüzyılda ortaya çıkan kapitalist dünya ekonomisi, asalak bir bürokratik sınıfa gerek kalmadan, üreticilerin daha doğrudan sömürüldükleri yapılar olması anlamına gelir.
Bir zamanlar köylülerden çeşitli yollarla artı-ürünü çekip alan toprak sahipleri(aristokratlar) vardı. Ama bir dizi nedenden dolayı bu sistem (feodalite), 1250 veya 1300 civarında bir yerlerde Avrupa’da ciddi sorunlarla karşılaştı. köylü devrimleri ve nüfusun azalması, “feodalizmin krizi” denilen şeyi üretti. Zengin köylülüğü engellemek için toprak sahipleri yeni bir stratejiye yöneldi. Bu strateji, feodal sistemin kapitalist dünya ekonomisine dönüştürülmesiydi. Stratejik hedef, ayaklanan köylüler sorununu 16. y.y. ekonomisinin coğrafi sahasını genişleterek daraltmaktır. Kriz şimdi, üreticilerin gelirlerine yerleştirilmişti. Böylece büyük bir toplumsal kategori olarak “yoksullar” yaratılmıştı. nitekim sanayi devrimi’nin maliyetlerini ilk aşamada ingiliz emekçileri yüklenmişti. ancak fabrikalarda çalışmaya başlayan işçiler, sanayi devriminin gerçekleştirdiği üretim sıçramasından uzun süre yararlanamamıştır.
Yılların birikimi, gözlemleri ve sorgulamalarıyla ortaya çıkan bu çalışmalarımın sizler için de değerli bir deneyim olmasını diliyorum…(Twitter adresi : https://twitter.com/mehmetcagdasi)
Hakkımda
- Mehmet Çağdaş Işim
- ENAG(Enflasyon Araştırma Grubu) kurucu üyesi,Msc. Bankacılık ve Finans, Planlama Mühendisi,PMI® (Project Management Institute Member), Mühendisler için Python Programlama ve Uygulamalari kitabının yazarı. "Rusya’nın buzullarından, Güney Asya’nın tropikal iklimlerinden, Körfez ülkelerinin çöllerinden, Afrika’nın savanalarından geçmiş bir ‘Dünyalı’…"
19 Kasım 2019 Salı
7 Kasım 2019 Perşembe
FED Repo Yoluyla Balonları Büyütüyor
ABD tahvillerine biraz göz atan insanlar FED'in yapay olarak repo yoluyla para bastığını ve piyasayı manüple ettiğini görür.( FED 6 ay boyunca bu durumu devam ettireceğim diyerek deklare etti bu durumu zaten)Bunları gören insanlar ABD'nin bu parayı kendi borsalarına soktuğunu ve doğal olarak hem sp500 de rekorlar kırdırdığını hem de dolar endeksini arttırdığını da görür. Faiz düşürse de bunu bilen yatırımcıların çokluğu nedeniyle(her yerde resesyon var dolara kaçış çok da normal zaten) dolar endeksi dişe dokunur biçimde düşmüyor. Gelişmekte olan ülkeler bu paradan ne yazık ki nasiplenemiyor çünkü kendi yarattığı balona ancak yetiyor bu paralar yani qe ama qe değil denen durum da tam olarak böyle bir şey.(Vadesi gelen tüm repoları yenilemezse yani API açmıyorum derse bilanço eski seviyesine mecbur geri döner. Diğer ihtimal liberalizmin çöküşü demek zaten. Sonsuza kadar para basacağım demezler herhalde!) Peki diğer yatırım argümanlarında ne oluyor bu arada? Tahvil faizleri arttıkça altın ve diğer değerli metal emtiaları seviye olarak geriliyor.
Kısaca korktuğum oluyor. Tahvillerden çıkıyorlar borsayı şişirip altını en uygun yerden pumplayabilirler(btc jargonunda bir nevi koyun sürü hikayesi) ki bu arada ABD dışındaki küresel resesyon sebebiyle dolar endeksini de yükseltip altından en uygun yerden nakite geçmelerini beklerim böyle bir durumda zaten bu 3 sene önce söylemeye başladığım bir hikaye idi.(Eski yazıları havaya yazmıyorum o yazılarımı okuyanlar biliyorlar hikayeyi) Hikaye git gide senarist üretkenliği azaldığından dolayı sarpa sarıyor ve tükeniyor. Küreselde 2008'in aynısı aslında senaryo...Nitekim ''Ponzi'' modelleri patlamak için kuruluyor. Bu filmi daha önceden izleyenler için çok sürpriz yok. Spoiler vericek olursam katil uşak çıkacak filmin sonunda ki tüm ihale Trump'a yıkılırsa her şey süt liman olur zaten demokratların uğraşları(azletme davaları vs.) da o yönde...
Kısaca korktuğum oluyor. Tahvillerden çıkıyorlar borsayı şişirip altını en uygun yerden pumplayabilirler(btc jargonunda bir nevi koyun sürü hikayesi) ki bu arada ABD dışındaki küresel resesyon sebebiyle dolar endeksini de yükseltip altından en uygun yerden nakite geçmelerini beklerim böyle bir durumda zaten bu 3 sene önce söylemeye başladığım bir hikaye idi.(Eski yazıları havaya yazmıyorum o yazılarımı okuyanlar biliyorlar hikayeyi) Hikaye git gide senarist üretkenliği azaldığından dolayı sarpa sarıyor ve tükeniyor. Küreselde 2008'in aynısı aslında senaryo...Nitekim ''Ponzi'' modelleri patlamak için kuruluyor. Bu filmi daha önceden izleyenler için çok sürpriz yok. Spoiler vericek olursam katil uşak çıkacak filmin sonunda ki tüm ihale Trump'a yıkılırsa her şey süt liman olur zaten demokratların uğraşları(azletme davaları vs.) da o yönde...
| US10Y,US2Y veUS3M tahvil faizleri ile DXY,SP500 ve Gold verileri |
31 Ekim 2019 Perşembe
Python ile Portföy Yönetimi ve Algo Trade Üzerine
Algoritmik alım-satım stratejileri, finansal piyasalarda, matematiksel modelleme ve bilgisayar hesaplamaları kullanarak doğru zaman, doğru miktar ve en iyi fiyat ile alım-satımın otomatik olarak gerçekleştirilmesidir. Piyasalarda alım-satım vb. işlemlerin algoritmalara teslim edilmesi çok da yeni sayılmaz(2010'lu yıllardan sonra özelikle yoğunlaşıldı bu alana). İlk başlarda algoritmik finans, yatırımda bilgisayarın desteğini kullanmak ve manuel işleri otomatikleştirmek için kullanılmıştır. Günümüzde de yapay zekanın desteği ile insan faktörünü sürecin dışına çıkarmak ve yatırım kararlarını almak, uygulamak amacıyla kullanılıyor. Türkiye’de şu an yapay zekanın borsada kullanılma oranı yaklaşık %5 iken bu oran ABD’de %85 dolaylarında seyrediyor.
Detaylı analizler sonucunda oluşturulmuş algoritmalarla piyasada insandan daha başarılı sonuçlar almak mümkün.
Genelde twiterda hisse senedi alım-satımı üzerinden konuşup çokça örnekler de verdim hatırlarsanız. Ama çoğu prensip (portföy oluştuma, risk-getiri dengesi vs.) döviz, kripto para gibi diğer yatırım enstrümanları için de geçerli aslında.
Hisse senedinin değeri şirketlerin başarı düzeyinden bağımsız olarak artıp azalabilir. Hisse senedindeki değişimlerin asıl sebebi arz ve taleptir. Bir hisse senedi popülaritesinden, başarısından vs. arzulanıyorsa fiyatı artar. Ve bizim amacımız da en basit şekliyle, bir hisse senedini fiyatı düşükken satın alıp yüksekken satmak ve böylece kazanç elde etmek. Bu doğrultuda kendimize bir yatırım planı ve portföy belirlemeliyiz.
Eski yatırımcılardan Warren Buffet gibi insanlar özellikle başarısını dürüstlükle sağlayan ve sürdürülebilir modeller kuran hisselere yatırım yapmış ve yatırım yaptığı şirketlerin yöneticileriyle birebir tanışarak onları sınıflandırmıştır. Son dönemde varlık oranı düşük getirisi yüksek işlere portföyünü kaydırdığını da biliyoruz. Konumuza döner isek Portföy oluşturmak ve portföyünde farklı yatırım enstrümanlarına yer vermek uzmanlar tarafından önerilen durumdur. Mesela paramızın yarısını hisse senetlerine, yarısını da bonoya ve tahvile yatırabiliriz(Tüm yumurtaları aynı sepete koymak sonuçta riski maksimize deder). Çeşitliliği artırarak riski minimize edebiliyoruz ve daha iyi bir risk-getiri dengesi sağlayabiliyoruz. Yani elimizdeki tüm parayı tek bir şirketin hissesine yatırmaktansa analizler sonucunda paramızı birkaç hisseye paylaştırmak daha akıllıca bir hareket olacaktır. Modern Portföy Teorisini oluşturan Nobel Ekonomi ödülü sahibi Harry Markowitz portföydeki bu çeşitliliği ‘the only free lunch in finance’ olarak belirtiyor. Yani hiçbir işlem ücreti olmaksızın portföydeki bu çeşitlilik size kazanç sağlıyor.
Bugün için hazırladığımız bir portföy, yarın için optimal portföy olmayabilir. Çünkü günler içerisinde hisse değerleri ve bu hisseler arasındaki korelasyonlar değişiyor. Bu yüzden portföyümüz dinamik olmalıdır. Değişen değerlere göre optimize etmeliyiz. Stratejimize veya risk alma durumumuza göre de portföyümüz sürekli olarak değişecektir.
Peki portföyümüzü neye göre oluşturacağız ve hangi şirketlere yatırım yapmalıyız? Bunun için hisselerin tarihsel verisini kullanıp bazı parametreler belirlememiz gerekiyor(Sonuçta firmaların geçmişleri onlar hakkında oldukça iyi bir tanım oluşturuyor). Bu parametreler ‘getiri’, ‘risk’, ‘korelasyon’, ‘alfa’ ve ‘beta’ değerleri olarak sıralayabiliriz.Bu değerleri yahoofinance,alphavantage,oanda,fxcm ve eod gibi yerlerden çekebiliyoruz. Bunların çoğu ücretli data sağlayıcıları bu arada. Optimizasyon ve algoritma oluşturmada en çok kullanılan araçlar ise Python ve R. Kendim de python'un jupyter notebook'unu kullanıyorum bu işi yapar iken.
Her şirket için ‘günlük getiri’nin ‘ortalama getiri’ye göre standart sapması o şirketin ‘risk’ değerini veriyor. Hisselerin risklerini hesaplayıp ona göre ‘getiri-risk’ grafiğini oluşturuyoruz. Bu grafik yatırım için başlıca göstergelerimizden biri olacak.‘Efficient frontier’ olarak belirtilen eğri oluşturabileceğimiz portföyün getiri ve risk değerlerine göre ulaşabileceği sınırı gösteriyor.Portföyün en etkin olacağı bölgeyi seçip buna göre maksimize edilen portföyün bu eğriye en yakın yerde kalması sağlanır. Herhangi bir portföy bu sınırın dışında konumlanamaz. Yani riski çok düşük, getirisi çok yüksek (x ile gösterilen nokta) bir portföy oluşturmak olanaksız.
‘Sharpe oranı’ birim risk başına düşen getiri olarak ifade edilebilir ve bu oran getiri ve riski içinde barındırarak hesaplamalarda kolaylık sağlıyor. Risk getiri eğrisinden sonra 2. bakılacak kısım ise burası oluyor. Sharpe oranı, bir yatırımın riskini ayarladıktan sonra risksiz bir varlığa kıyasla performansını ölçer. Yatırımın geri dönüşü ile risksiz getiri arasındaki farkın, yatırımın standart sapmasına bölünmesiyle tanımlanıyor.
Hisselerin Sharpe oranlarını kullanarak optimal bir portföy oluşturduktan sonra. Hangi şirketlere paramızın ne kadarını yatıracağımızı belirledik.Bunu da riskleri tanımlayarak yapıyoruz. CDS ve Tahvilleri baz aldığımız bu tarafta formülüze ederek sharpe ratio da işliyoruz.
Sektörel bazda yapılan risk analizleri de sürekli değişkenlik gösteren portföy için bakılması gereken bir diğer husus. Tek tek risk,return, std.,alpha, beta değerlerine bakmak gerekiyor.
1)Örnek olarak SP500 mevcut bir portföyün yıllara göre kırılım ağacı önce çıkarılıp mevcut portföyün ne getirdiği ne götürdüğü belirlenir;
2)Sektörlerin getirileri misal son 5 yıl için normalize edilip(hepsi aynı noktadan başladığı kabul edilir bu 100 noktasıdır) duruma bakılır.
3)Risk ve getiri eğrisi çıkarılır ve burada hangi sektörün ne durumda olduğu görülür;
4) Risk,return ve sharpe oranı çıkarılır.
4)Portföyünün Toplam Riskini arttırmadan, diğer Sektörleri portföye ekleyerek rastgele 50000 portföy simüle edilir ve Portföyün Sharpe Oranı en iyi olan portföy ağırlığı oluşturulur.
6) Portföyün Sharpe Oranı en iyi olan portföy ağırlığı oluşturulur.
7)Geçmişte gösterilen hisseler en iyi hisseler olsa da fazla değerlenmiş olabilir. Ya da piyasalarda kargaşa oluşabilir deyip(burada temel analiz işin içine giriyor makro görüşünüz olmalı piyasa hakkında), son 4 seneki alpha değerlerinin pozitif ve beta değerinin 1'den küçük olduğu durumlara bakılır. En iyi sektör bazlı portföy bu durumda aşağıdaki gibi olur;
7 Ekim 2019 Pazartesi
Elliot Dalga Analizi Üzerine
Elliot dalga analizi 1920'li senelerde R. Nelson Elliott tarafından geliştirilen bir teoridir.İsmini fark ettiğiniz gibi Elliot beyefendiden alıyor. Borsalarda işlem gören ürünler olsun,emtialar olsun,kurlar olsun vs. mum döngülerinin(yani fiyatların) birbirini tekrar eden döngüler halinde ilerlediğinden yola çıkarak işe başlamıştır. Geçmişe bakarak gelecek analizi çıkarma olayıdır bir nevi. Bu döngüler, birbirini takip eden beş ana dalga ve sonrasında gelen üç düzeltme dalgasından oluşur ve birbirini bu şekilde takip ederek gider.Teorinin çıkış noktası, toplum hareketlerinin ve olaylara yaklaşımda insan psikolojisinin benzeri reaksiyonlar göstermesini konu alır. Buna gore, bu sürü psikolojisinin sürekli tekrar eden davranış biçimlerinde olduğunu söyler . Ardışık iki fibonacci sayısın birbirine oranının sayılar sonsuza yaklaştıkça yakınsanan rakam olan altın oran işin püf noktasıdır.
Bunu kullanarak grafik analizi yapan bazı bilindik kimseler var twitter'da isim vermeyeyim ama siz biliyorsunuz. Hatta çoğunun 20-30 bin üzeri takipçisi var. Uzun süredir bu arkadaşların vardığı analizlere bakınca ipe sapa gelmez sonuçlara vardıklarına da çokça şahit oldum.Bunun da en büyük sebebi hep söylediğim ve uyardığım temel analizi tamamen yok sayıp sadece teknik analizle çıkarım yapmaya çalışmalarından kaynaklı geliyor. Ee siz her şeyi tekniğe bağlarsanız duman olursunuz illa ki.
Sadece bir örnek vereyim sizlere... Bu arkadaşlardan birisi, Bist'in en sağlam bilanço verilerinden birine sahip olan ve de kazancının büyük çoğunluğu dolarla olan bir şirketin pay senedine ilişkin bir analiz paylaşmıştı. Elliot beyefendinin teorisini kullanarak hisseyi kafasınca düşüş trendine sokmuştu. Paylaştığı o grafikten sonra hisse %35'in üzerinde değer kazandı, zirve şovu yaptı. Böyle onlarca örnek verebilirim de neyse...
Sonuç olarak bu metodla işlem açmak ya da kapatmak bence mantıklı değil. Bir işe yarasa onlarca kitap yazan elemanlar o kitapları yazmak yerine şu an zenginliğin dibine vurmuş emekliliğin tadını çıkarıyor olurlardı...
Bunu kullanarak grafik analizi yapan bazı bilindik kimseler var twitter'da isim vermeyeyim ama siz biliyorsunuz. Hatta çoğunun 20-30 bin üzeri takipçisi var. Uzun süredir bu arkadaşların vardığı analizlere bakınca ipe sapa gelmez sonuçlara vardıklarına da çokça şahit oldum.Bunun da en büyük sebebi hep söylediğim ve uyardığım temel analizi tamamen yok sayıp sadece teknik analizle çıkarım yapmaya çalışmalarından kaynaklı geliyor. Ee siz her şeyi tekniğe bağlarsanız duman olursunuz illa ki.
Sadece bir örnek vereyim sizlere... Bu arkadaşlardan birisi, Bist'in en sağlam bilanço verilerinden birine sahip olan ve de kazancının büyük çoğunluğu dolarla olan bir şirketin pay senedine ilişkin bir analiz paylaşmıştı. Elliot beyefendinin teorisini kullanarak hisseyi kafasınca düşüş trendine sokmuştu. Paylaştığı o grafikten sonra hisse %35'in üzerinde değer kazandı, zirve şovu yaptı. Böyle onlarca örnek verebilirim de neyse...
Sonuç olarak bu metodla işlem açmak ya da kapatmak bence mantıklı değil. Bir işe yarasa onlarca kitap yazan elemanlar o kitapları yazmak yerine şu an zenginliğin dibine vurmuş emekliliğin tadını çıkarıyor olurlardı...
15 Eylül 2019 Pazar
Forex Piyasası ve Varantlar ile Oyun Teorisi
Forex(Foreign Exchange) piyasaları gelişen internet teknolojileri ve bilişim ve iletişimin yaygınlaşması ile son yıllarda çok popüler hale geldi. Hacim olarak günlük 6 trilyon $'lık bir piyasa ile karşı karşıyayız. Bunun istatistiklere göre 1,5 trilyonu bireysel yatırımcılardan gelen işlemlerden oluşuyor. Paranın hacmini görünce haliyle iştahı artan bireysel yatırımcıyı aydınlatmak amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.
Forex'te yapabileceğiniz işlemler, dövizden,hisselere, endekslere, emtialara kadar çok çeşitli bir yelpaze mevcut. Teknolojik alt yapısı sayesinde 24 saat işlem yapabiliyorsunuz.
Varant Nedir?
Menkul kıymetlendirilmiş opsiyonlar olarak da anılan varant, yatırımcısına bir dayanak varlığı, belirli bir fiyattan ve belirli bir vade içinde alma ya da satma imkanı tanıyan finansal enstrümanlardandır. Alım veya satım varantı olarak 2'ye ayrılırlar. Varantın içinde bilmeniz gereken terimler; duyarlılık,varantın deltası,basit kaldıraç,etkin kaldıraç,zaman değeri,varantta teta,ro,içsel değerli veya değersiz varantlar gibi çok çeşitli matematik fonksiyonları vardır.
-Duyarlılık;varant fiyatının 0,01 Türk lirası değişmesi için dayanak varlığın fiyatının ne kadar değişmesi gerektiğini göstermektedir.
-Delta;dayanak varlıktaki 1 birim değişimin, varantın fiyatını yaklaşık ne kadar değiştireceğini göstermektedir.
-Basit kaldıraç = Dayanak varlık fiyatı / (Varant fiyatı * Dönüşüm oranı)
-Etkin kaldıraç = Delta * Basit kaldıraç
-Zaman değeri; varant fiyatıyla içsel değeri arasındaki farktır.
-Teta; dayanak varlıktaki vadeye kalan gün sayısı ile varant fiyatı arasındaki ilişkidir.
-Ro;Varant fiyatının faiz oranlarına duyarlılığını gösterir.
-Alım varantının içsel değeri;(Dayanak varlık fiyatı – Kullanım fiyatı) * Dönüşüm oranı
-Satım varantının içsel değeri;(Kullanım fiyatı – Dayanak varlık fiyatı) * Dönüşüm oranı
Şimdi bunları aşağı yukarı öğrendiğimize göre size işin aslını anlatabilirim. Genelde kurumsal yatırımcılar(özel şirketler,portföy yönetim kurumları,aracı kurumlar,bankalar) bu işlemlerde bireysel yatırımcıların pozisyonlarını görebiliyor. Senelerdir bu işlerde artıya(kar eden) geçebilen bir bireysel yatırımcı göremedim. Bu birazda piyasamızın sığ olması ile alakalı dış piyasada biraz daha bireysel yani küçük yatırımcıyı koruyan bir yapı mevcut. Biz de bu yapı uzun zamandır kurulamadı o yüzden de bu piyasa dünyaya nazaran bizde geride bulunuyor. Kurumsal yatırıcımların yani büyük yatırımcıların da kendilerince içlerinde bir hiyerarşi bulunuyor. Zaten bu yatırımcılar deltasından ve gamasındaki farklardan para kazanıyor. Önce bunu anlamak gerekir.
Örneğin bir yatırım argümanı düşünün ki(misal dolar olsun) bunda bir firma aylık periyodlarda düzenli olarak 30 kuruşluk hem alım hem satım tarafında bir delta oluştursun bu kişi için piyasanın volatil olması 12 ayda bu işlemi sürekli yaparak 12*30 kuruştan=3,6 TL kar oluşturur. Bir başka firmanında aynı işlemi 3 ayda bir tekrarladığını düşünün yine benzer bir kar amaçlasın bu düzenli işlemlerde yine aynı şekilde ancak bu sefer oynaklığın biraz daha artmasını ister. Benzer durumu senede 2 defa işleme giren ile senede 1 defa tek seferde bu işlemleri açan diğer büyük başları da düşünün. İşte geçen sene ağutos ayındaki dolardaki dalgalanmaların sebebini böylece anladınız. Büyük balıklar küçük balıkları belli periyotlarda deltasını alarak ve satarak illaki yiyecektir. Bu durumda olayın önüne geçmek için swap oranlarında değişikliğe gidildi ve oynaklık kısmen de olsa durdu. Ancak bu sefer MB'nin piyasada aktif olduğunu gördük. MB'de pozisyonlar açıyor ve kapıyordu. Şimdilik karlarını alan yatırımcılar diğer argümanlarda daha çok işlemler yapıyordu. Tahvil olsun, borsalar olsun ,altın gibi emtialar olsun vs. bunlara da girip çıktığını biliyoruz. Ancak MB'nin elinin güçsüz duruma düştüğü bir durumda büyük yatırımcının tekrardan piyasaya girip çıkabileceğini ve bizi küçük yatırımcı pozisyonuna düşürebileceği bir durum oluşabilir mi? Kesinlik içeren bir yargıda bulunmak zor ancak periyotları takip ettikçe hangi oyuncunun hangi oranda nerede para akışı sağladığını hangi argümanları yükselttiğini düşürdüğünü aşağı yukarı tahmin ederken aralarındaki korelasyonlara bakıyoruz. Sizin burada dikkat etmeniz gereken durumlar;Faiz oranları,enflasyon oranları,kurlar,tahviller,emtialar, borsalar bu para akışının makro iktisadi kısmında nitekim yer tutan cds oranları,banka notları vs,sanayi üretim rakamları,enerji harcamaları üretimleri gibi argümanları takip ederek bulmaya çalışıyoruz.
Başta ne kadar cazip geliyordu oo dönen paraya bak muazzam ben de kendime bir pay almalıyım bundan kesinlikle diyordunuz ama hikayeyi izleyince durumun öyle olmadığını anlıyorsunuz. Tam bir holdem poker masası gibi düşünün bu durumu.Az önce anlattığım işte sürekli masaya oturmak için artan oranda bir meblağ istendiğini düşünün. Teminatları bu meblağlara benzetebilirsiniz. Teminatınız oranında çünkü oyunun içinde kalabiliyorsunuz. Burada belirli oyun teorileri dönüyor, kimisi işlemleri copy ediyor,kimisi 2 işlemden birinde blöf yapıyor,kimisi elindeki kağıtlara güveniyor sürekli rest çekiyor kimisi size güven verip ardırdan blöf çekiyor kimiside random takılıp oynamaya çalışıyor masada. Oyun teorisinin kurucusu John Nash'e göre uzun uğraşlar sonunda bir süreden sonra herkesin memnun kaldığı bir durum oluşur. Buna nash dengesi deniyor. Böyle bir durumda bütün oyuncular bulundukları yerden memnundur ve beraber hareket etmeye başlarlar. Herkesin faiz indirimlerini beklemesi,piyasanın bu durumlara ters tepkiler vermesi bu yüzden iyi bir şey değildir çünkü toplu hareket eden bir grup varınızı yoğunuzu alıp masadan kalkmanıza sebep olabilir.(bknz. Arjantin)
Peki forex'den para kazanabilirim diyor musunuz hala? Bununla ilgili bir çok dayanak varlıktaki periyodik sistemleri araştırdım birbirleriyle korelasyonlarını inceledim ve inceliyorum 10 yıllık tahvil 3 aylık bono ilişkisini hatırlayanlarınız bilirler. Krizler sırasında tahvil ve döviz hareketleri olsun,altın hareketleri olsun, borsaların hareketleri olsun hepsindeki değişimlerin bir anlam içeriği var bunları biliyorsanız ufakta olsa arta kalan karlardan belki yakalarsınız. Yoksa açık açık büyük balıklara yem olursunuz. Yani iktisadi ve finansal bir ekonomi bilgisi temeliniz yoksa kendi görüşümce uzak durun. Yoksa yaşayarak tecrübe edersiniz.
Forex'te yapabileceğiniz işlemler, dövizden,hisselere, endekslere, emtialara kadar çok çeşitli bir yelpaze mevcut. Teknolojik alt yapısı sayesinde 24 saat işlem yapabiliyorsunuz.
Varant Nedir?
Menkul kıymetlendirilmiş opsiyonlar olarak da anılan varant, yatırımcısına bir dayanak varlığı, belirli bir fiyattan ve belirli bir vade içinde alma ya da satma imkanı tanıyan finansal enstrümanlardandır. Alım veya satım varantı olarak 2'ye ayrılırlar. Varantın içinde bilmeniz gereken terimler; duyarlılık,varantın deltası,basit kaldıraç,etkin kaldıraç,zaman değeri,varantta teta,ro,içsel değerli veya değersiz varantlar gibi çok çeşitli matematik fonksiyonları vardır.
-Duyarlılık;varant fiyatının 0,01 Türk lirası değişmesi için dayanak varlığın fiyatının ne kadar değişmesi gerektiğini göstermektedir.
-Delta;dayanak varlıktaki 1 birim değişimin, varantın fiyatını yaklaşık ne kadar değiştireceğini göstermektedir.
-Basit kaldıraç = Dayanak varlık fiyatı / (Varant fiyatı * Dönüşüm oranı)
-Etkin kaldıraç = Delta * Basit kaldıraç
-Zaman değeri; varant fiyatıyla içsel değeri arasındaki farktır.
-Teta; dayanak varlıktaki vadeye kalan gün sayısı ile varant fiyatı arasındaki ilişkidir.
-Ro;Varant fiyatının faiz oranlarına duyarlılığını gösterir.
-Alım varantının içsel değeri;(Dayanak varlık fiyatı – Kullanım fiyatı) * Dönüşüm oranı
-Satım varantının içsel değeri;(Kullanım fiyatı – Dayanak varlık fiyatı) * Dönüşüm oranı
Şimdi bunları aşağı yukarı öğrendiğimize göre size işin aslını anlatabilirim. Genelde kurumsal yatırımcılar(özel şirketler,portföy yönetim kurumları,aracı kurumlar,bankalar) bu işlemlerde bireysel yatırımcıların pozisyonlarını görebiliyor. Senelerdir bu işlerde artıya(kar eden) geçebilen bir bireysel yatırımcı göremedim. Bu birazda piyasamızın sığ olması ile alakalı dış piyasada biraz daha bireysel yani küçük yatırımcıyı koruyan bir yapı mevcut. Biz de bu yapı uzun zamandır kurulamadı o yüzden de bu piyasa dünyaya nazaran bizde geride bulunuyor. Kurumsal yatırıcımların yani büyük yatırımcıların da kendilerince içlerinde bir hiyerarşi bulunuyor. Zaten bu yatırımcılar deltasından ve gamasındaki farklardan para kazanıyor. Önce bunu anlamak gerekir.
Örneğin bir yatırım argümanı düşünün ki(misal dolar olsun) bunda bir firma aylık periyodlarda düzenli olarak 30 kuruşluk hem alım hem satım tarafında bir delta oluştursun bu kişi için piyasanın volatil olması 12 ayda bu işlemi sürekli yaparak 12*30 kuruştan=3,6 TL kar oluşturur. Bir başka firmanında aynı işlemi 3 ayda bir tekrarladığını düşünün yine benzer bir kar amaçlasın bu düzenli işlemlerde yine aynı şekilde ancak bu sefer oynaklığın biraz daha artmasını ister. Benzer durumu senede 2 defa işleme giren ile senede 1 defa tek seferde bu işlemleri açan diğer büyük başları da düşünün. İşte geçen sene ağutos ayındaki dolardaki dalgalanmaların sebebini böylece anladınız. Büyük balıklar küçük balıkları belli periyotlarda deltasını alarak ve satarak illaki yiyecektir. Bu durumda olayın önüne geçmek için swap oranlarında değişikliğe gidildi ve oynaklık kısmen de olsa durdu. Ancak bu sefer MB'nin piyasada aktif olduğunu gördük. MB'de pozisyonlar açıyor ve kapıyordu. Şimdilik karlarını alan yatırımcılar diğer argümanlarda daha çok işlemler yapıyordu. Tahvil olsun, borsalar olsun ,altın gibi emtialar olsun vs. bunlara da girip çıktığını biliyoruz. Ancak MB'nin elinin güçsüz duruma düştüğü bir durumda büyük yatırımcının tekrardan piyasaya girip çıkabileceğini ve bizi küçük yatırımcı pozisyonuna düşürebileceği bir durum oluşabilir mi? Kesinlik içeren bir yargıda bulunmak zor ancak periyotları takip ettikçe hangi oyuncunun hangi oranda nerede para akışı sağladığını hangi argümanları yükselttiğini düşürdüğünü aşağı yukarı tahmin ederken aralarındaki korelasyonlara bakıyoruz. Sizin burada dikkat etmeniz gereken durumlar;Faiz oranları,enflasyon oranları,kurlar,tahviller,emtialar, borsalar bu para akışının makro iktisadi kısmında nitekim yer tutan cds oranları,banka notları vs,sanayi üretim rakamları,enerji harcamaları üretimleri gibi argümanları takip ederek bulmaya çalışıyoruz.
Başta ne kadar cazip geliyordu oo dönen paraya bak muazzam ben de kendime bir pay almalıyım bundan kesinlikle diyordunuz ama hikayeyi izleyince durumun öyle olmadığını anlıyorsunuz. Tam bir holdem poker masası gibi düşünün bu durumu.Az önce anlattığım işte sürekli masaya oturmak için artan oranda bir meblağ istendiğini düşünün. Teminatları bu meblağlara benzetebilirsiniz. Teminatınız oranında çünkü oyunun içinde kalabiliyorsunuz. Burada belirli oyun teorileri dönüyor, kimisi işlemleri copy ediyor,kimisi 2 işlemden birinde blöf yapıyor,kimisi elindeki kağıtlara güveniyor sürekli rest çekiyor kimisi size güven verip ardırdan blöf çekiyor kimiside random takılıp oynamaya çalışıyor masada. Oyun teorisinin kurucusu John Nash'e göre uzun uğraşlar sonunda bir süreden sonra herkesin memnun kaldığı bir durum oluşur. Buna nash dengesi deniyor. Böyle bir durumda bütün oyuncular bulundukları yerden memnundur ve beraber hareket etmeye başlarlar. Herkesin faiz indirimlerini beklemesi,piyasanın bu durumlara ters tepkiler vermesi bu yüzden iyi bir şey değildir çünkü toplu hareket eden bir grup varınızı yoğunuzu alıp masadan kalkmanıza sebep olabilir.(bknz. Arjantin)
Peki forex'den para kazanabilirim diyor musunuz hala? Bununla ilgili bir çok dayanak varlıktaki periyodik sistemleri araştırdım birbirleriyle korelasyonlarını inceledim ve inceliyorum 10 yıllık tahvil 3 aylık bono ilişkisini hatırlayanlarınız bilirler. Krizler sırasında tahvil ve döviz hareketleri olsun,altın hareketleri olsun, borsaların hareketleri olsun hepsindeki değişimlerin bir anlam içeriği var bunları biliyorsanız ufakta olsa arta kalan karlardan belki yakalarsınız. Yoksa açık açık büyük balıklara yem olursunuz. Yani iktisadi ve finansal bir ekonomi bilgisi temeliniz yoksa kendi görüşümce uzak durun. Yoksa yaşayarak tecrübe edersiniz.
6 Eylül 2019 Cuma
On the Rise of Despot Powers in the World
There was a system in which the riches created by the labor-class labor were completely destroyed, leading to stagnation and downward decline in their wages, creating the greatest level of social inequality in society. It is normal that this situation creates leaders who do not respect human rights all over the world.
In this case, extensive changes were required in the legal framework to maintain the neoliberal system and to facilitate the sovereignty of the capital owners. I can't make sense of why people are despots who do this. Trump, Le Pen, Putin, Boris and others are the leaders who serve the same system regardless of the society they live in. In the last phase when the neoliberal system transforms even developed countries, the majority of society cannot be expected to evolve over democracy. After that, leaders who respect human rights in the developed countries died. Don't be a utopian character who doesn't understand the neoliberal system. For this reason, the seizure of the acquired labor rights of despot leaders is the result of a natural cycle of neoliberal order.
It is clear that monetary policies, which the US economy and financial system once regarded as normal, cannot tolerate any return, since the financial collapse of 2008, all of these trends and processes have reached new levels. Anyone looking at the money supply charts can easily see this.
It has created the condition that production tools take the place of labor, that is to say, with technological advances, production has reached an enormous amount of value, and that robotic technologies have reduced wages. The decrease in the value ratio was also seen as specific to the last period.
As I have said many times before, if you remove the humans from the equation, you will not find a community that will receive the commodity from which capital is to be obtained.
In this case, extensive changes were required in the legal framework to maintain the neoliberal system and to facilitate the sovereignty of the capital owners. I can't make sense of why people are despots who do this. Trump, Le Pen, Putin, Boris and others are the leaders who serve the same system regardless of the society they live in. In the last phase when the neoliberal system transforms even developed countries, the majority of society cannot be expected to evolve over democracy. After that, leaders who respect human rights in the developed countries died. Don't be a utopian character who doesn't understand the neoliberal system. For this reason, the seizure of the acquired labor rights of despot leaders is the result of a natural cycle of neoliberal order.
It is clear that monetary policies, which the US economy and financial system once regarded as normal, cannot tolerate any return, since the financial collapse of 2008, all of these trends and processes have reached new levels. Anyone looking at the money supply charts can easily see this.
It has created the condition that production tools take the place of labor, that is to say, with technological advances, production has reached an enormous amount of value, and that robotic technologies have reduced wages. The decrease in the value ratio was also seen as specific to the last period.
As I have said many times before, if you remove the humans from the equation, you will not find a community that will receive the commodity from which capital is to be obtained.
3 June 2019 Monday
1 Eylül 2019 Pazar
Vatandaşlarımız mülksüzleştiriliyor mu?
Mülksüzleştirme probleminde kapitalizmin kullandığı normları ve bunun istikrarlı bir biçimde gelişmesine ayna tutmak için bildiğiniz üzere konu hakkında bir anket açmıştım. Bu anketimizde hangi dönemlerde, ''toprak reformu sırasında verilen mülklerin'' ağırlıklı olarak satıldığını veya satılmadığını sizlere sormuştuk.
| Twitter anketi |
Oldukça ilginç veriler ortaya çıktı.3 kuşak şeklinde bu işe bakar isek her kuşağa da 30 yıllık bir süre verirsek ilk kuşak cumhuriyet sonrası oluşan ilk 30 yıllık dönemi 2. kuşak ondan sonraki 30 yıllık dönemi ve günümüz yetişkin kuşağı ise en son bulunduğumuz zaman dilimindeki kuşağı belirtiyor.
Bu bağlamda duruma yaklaşır isek;Toprakların verilen ilk dönemde satılması sanayi devrimine geç giren ülkemizin fabrika atılımlarının ve toplu tarımın yapıldığı yıllara denk gelmesi aynı zamanda kapitalizmin merkezileşme argümanlarından biri olan kentleşme yapısında saklı olduğunu düşünüyorum.Tabi bu kavramların ilk emekleme biçiminde olduğu yıllar bu seneler..Nitekim topraklarını işlemek yerine bunları satan 1. kuşak zamanında ,büyük buhran dönemlerinin oluşması ve 2. dünya savaşının yaşanması süreçleri ile de doğrudan ilişkileri daha fazla bulunuyor. Daha sonrasında 1. kuşaktan 2. kuşağa erişebilen topraklar ise sanayinin iyiden iyiye güçlendiği ve büyükşehirlerin gücünü oluşturduğu bir yapıda ilerliyor... Kentli nüfus artışı bir nevi ücret artışlarından etkileniyor aynı zamanda 1. kuşağın nüfusu yoğunlaştıran ve ikame iş gücü yaratan bir nüfus patlaması oluşturuluyor. Buna artık nüfus değeri deniliyor. Bir tarafta savaşa girmemenin sonucu olarak tezahür ediyor bu durum aynı zamanda. Ancak şöyle bir handikapı oluşuyor miras yoluyla topraklar çocuklara kaldığı için bunun tezahürü olarak bölünmeye başlıyor ve tarımda yavaş yavaş eski getiri düzeyi kalmıyor ve zorunlu bir köyden kente göç dalgası oluşuyor. 2. kuşak zamanındaki eğitim sisteminin yavaş yavaş oturması ve üniversite yapılarının da yine büyükşehirlerde oluşturulması köyden kente göçe yardımcı olan diğer unsurlar. 2. kuşaktada bu toprakların satılması ve kent nüfusunun aynı zamanda sanayileşme ile biraz daha artması ile iyiden iyiye gerileyen bir tarım oluşmaya başlıyor ve mülksüzleşme daha da derin bir biçimde ilerliyor. Burada 2. kuşağın 1. kuşağa göre kendine yeten yapıdan yavaş yavaş kopması ile tüketen toplum yapısının ilk temellerini aynı zamanda görmeye başlıyoruz. Makineleşme ve merkezileşme politikaları ile ilerleyen bu süreç son döneme girdiğinde ise satılacak toprakların kalmaması ve kendi kendine yeten bir yapıdan ziyade finansal sisteminde buna göre kurgulandığı aynı zamanda sosyal ve politik yapınında kapital sistemin iyice acımasızlaşması ile tezahür etti. 3. kuşak aynı zamanda teknolojinin en top yaptığı döneme denk düşüyor ki kapitalizmin burada işverenleri tekelleştirdiği, ücretli elemanlığın olağan sayıldığı, nüfus artış hızından dolayı toplumdaki işsiz sayısının arttığı, bunların çalışanların yanında ciddi bir çoğunluk oluşturduğu göçmen politikaları ile de bu oluşan nüfusun iyiden iyiye arttırıldığı ve ücret sıkalalarını çok çok aşağı getirdiği bir dönemi hep birlikte görüyoruz. Çalışan insana çalışmayanı göstererek işverenlerin işçiler üzerindeki baskısının arttığını aynı zamanda niteliksiz işçiliği de körükleyerek herkesin başka alanlarda işler yaptığı kır halkının çoğunluğunun başta da belirttiğim gibi köklü bir biçimde mülksüzleştiren sanayinin tüm iç piyasayı ele geçirdiği ve istediği biçimde at koşturduğu bir dönem oluşturdu.
Tesadüfen bu işlerin yapılmadığını,sistematik şekilde üreten toplum yapısından tüketen toplum yapısına bir dönüşümün yaşandığını 3 dönem halinde sizlere sundum. İstatistiki verileri sizlerle paylaşmıyorum konu daha fazla uzamasın ve bütünlüğü kaybolmasın diye, ancak ulaşmak isteyenler için internette her bilgi var, tez hazırlığı olan varsa da bu çalışmayı yaparken dayandırdığım verileri(anketten hariç) paylaşabilirim. Bu yüzden anketler işin birazda insanlarda farkındalık yaratmak için popülist kısmı ancak anket sonuçlarının verilerle uyuşan ve istatistikleri doğrulayan bir yapıda olduğunu söyleyebilirim. Buradaki asıl konumuz kapitalizmin tüm ülkeyi ücretli köleliğe dönüştürdüğü, dönüşseniz bile sizleri açlıkla sınadığı ve her an işinizi kaybetme korkusuyla tehdit ettiği ve bu döngüden çıkmanız halinde ikame işçinin anında bulunduğu kentlerin gettolarında mülksüzleşmiş insan yığınlarının oluştuğu bir dönemi herkesin faydasına olması açısından sizlerle paylaştım...
Çözüm ne derseniz tekrardan üretim toplumu yapısı kurulmalı ve en azından kendi kendine yeten bir yapıya tekrar bürünülmeli bunların hepsi ancak herkesin ağzında sakız olan ''yapısal reformlar'' ile gerçekleşebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


