Hakkımda

Fotoğrafım
ENAG(Enflasyon Araştırma Grubu) kurucu üyesi,Msc. Bankacılık ve Finans, Planlama Mühendisi,PMI® (Project Management Institute Member), Mühendisler için Python Programlama ve Uygulamalari kitabının yazarı. "Rusya’nın buzullarından, Güney Asya’nın tropikal iklimlerinden, Körfez ülkelerinin çöllerinden geçmiş bir ‘Dünyalı’…"

7 Kasım 2024 Perşembe

Teknoloji Çağında Otoriterlik: Trump’ın Dönüşü ve Teknofeodalizm

 Son üç yılda dünya siyasetinde ve ekonomisinde yaşanan gelişmeler, teknoloji devlerinin gücünün zirveye ulaştığı ve otoriter yönetimlerin yükseldiği bir dönem olarak öne çıktı. 2024 ABD seçimlerinde Donald Trump'ın Elon Musk gibi teknoloji liderlerinin desteğiyle başkanlığı yeniden kazanması, bu dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu. Trump, Musk’ın sahip olduğu sosyal medya platformlarını ve Tesla, SpaceX gibi teknoloji devlerinin yarattığı güç yapısını kullanarak, dijital dünyada güçlü bir zemin hazırladı. Elon Musk’ın Twitter’ı (şimdiki adıyla X) satın alması, Trump’ın dijital medyada etkisini artıran bir faktör oldu.


Trump’ın ilk döneminde ABD, teknolojinin siyasete olan etkisinin belirginleştiği, dev teknoloji firmalarının siyasi ve ekonomik gücünün daha da pekiştiği bir yapıya dönüştü. SP500 endeksindeki Apple, Microsoft, Amazon, Alphabet ve Tesla gibi devlerin ağırlığı, teknolojinin dünya ekonomisindeki merkezi rolünü daha da belirgin hale getirdi. Bu firmalar, Trump’ın vergi indirimleri ve düzenleyici serbestlik politikalarından faydalanarak kârlarını katladılar.


Bu dönemde, dünya çapında teknofeodalizm olarak adlandırılabilecek yeni bir sistemin yükseldiği gözlendi. Teknofeodalizm, teknoloji şirketlerinin yalnızca ekonomik büyümede değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi kontrolde de merkezi bir rol oynamasını ifade eder. Büyük teknoloji firmaları, dijital platformları, kullanıcı verilerini ve ekonomik kaynakları kontrol ederek, halkın üzerindeki güçlerini büyük ölçüde artırdılar. Trump'ın yeniden seçilmesi ve bu devlerle kurduğu ilişkiler, teknolojik devlerin siyasi etki alanlarını genişletmelerine daha buyuk bir katkı sağlayacaktir.


Teknofeodalizm, eski kapitalist sistemin feodal yapılarla birleştiği, zengin bir azınlık tarafından kontrol edilen bir dünya düzenini ifade eder. Bu düzen, teknoloji devlerinin monopol güçleri ile desteklenerek, hem ekonomik hem de sosyal kontrolü sağlamaları üzerine kuruludur. Özellikle pandemi döneminde bu devler, dijital dünyayı tekelleştirdiler ve kârlarını maksimize ettiler. Bu süreçte, merkez bankalarının genişletici para politikaları ile finansal piyasalarda teknoloji firmalarının hisse değerleri rekor seviyelere ulaştı. Örneğin, Apple’ın piyasa değeri 3 trilyon dolara yaklaşırken, SP500’de teknoloji firmalarının toplam ağırlığı %27’ye çıktı. Bu oran, teknoloji firmalarının sadece finansal piyasalarda değil, politik arenada da ne denli baskın hale geldiğini gösterdi.


Bu yeni düzen sadece ABD’de değil, dünya genelinde de yankı buldu. Çin’de Xi Jinping, teknoloji firmalarını devlet kontrolü altında tutarak Çin’in dijital otoritesini pekiştirdi. Çin, teknoloji devlerini küresel arenada rekabetçi bir silah olarak kullanarak, küresel güç dengesini kendi lehine çevirdi. Yapay zeka ve 5G teknolojilerinde ilerlemeler kaydeden Çin, dijital ekonomiyi stratejik bir araç olarak değerlendirdi ve toplumunu bu teknolojinin ciktilari ile baski altinda kontrol edebilmeyi deneyimledi.


Rusya'da Vladimir Putin, dijital kontrol politikalarını genişletirken, Batı’nın yaptırımlarına karşı kendi teknoloji altyapısını güçlendirmeye çalıştı. Ancak, Rusya’nın teknolojik ilerlemeleri, özellikle siber saldırılar ve dijital güvenlik alanındaki faaliyetleriyle sınırlı kaldı.


Avrupa’da Macaristan’da Viktor Orban ve İtalya’da Giorgia Meloni gibi liderler, otoriter sağın yükselişini temsil ederken, dijital medyayı kontrol ederek kendi siyasi ajandalarını sürdürdüler. Orban, teknoloji şirketleri üzerinde devlet kontrolünü artırarak, medya özgürlüğünü kısıtladı ve muhalefeti bastırdı. Meloni ise, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde dijital yatırımlar ve teknoloji politikaları üzerinden stratejik hamleler yapmaya çalıştı.


Bu otoriter liderlerin yükselişi, neoliberalizmin yerini alan teknofeodal düzenin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Zengin teknoloji elitleri, bu sistemde "modern feodal lordlar" gibi hareket ederek, ekonomik kaynakları ve sosyal kontrolü elinde tutuyorlar. Teknoloji devlerinin siyasi ve ekonomik etkileri, hükümetlerle kurdukları karmaşık çıkar ilişkileri ve devletler üzerindeki etkileri, teknofeodalizmin somut bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.


Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, büyük teknoloji firmalarının kontrol ettiği dijital platformlar ve finansal sistemler, bu ülkeleri daha da bağımlı hale getirdi. Dijitalleşmenin hızla artmasıyla birlikte, borçlanma ve ekonomik dengesizlikler de bu ülkelerde arttı. Sonuç olarak, teknoloji devleri, yerel piyasaları kontrol ederken, yerel halklar üzerindeki baskıyı artırdı. Bu dönemde merkez bankalarının genişlemeci para politikalarıyla birlikte finansal piyasalar teknoloji devlerinin kârlarını artırmaya devam ettigini gozlemliyoruz.


Bu yeni dünya düzeninde, eski kapitalist sistemin yerini alan teknofeodalizm, küresel çapta gelir eşitsizliğini artırarak, zengin teknoloji elitleri ile daha geniş halk kitleleri arasında derin uçurumlar yarattı ve yaratmayada devam edecektir.

Daha once Famang kapsaminda bu teknoloji devlerini ayrintili olarak incelemistim. Bu iki yaziyi birlikte okumaniz faydali olacaktir. 

https://mehmetcagdas.blogspot.com/2024/06/famang-efsanesi-gelecegi-sekillendiren.html

6 Kasım 2024 Çarşamba

Dünyada Sağ İktidarların Yükselişi Üzerine V.2.0

İşçi sınıfının emeğinin yarattığı zenginliklerin tamamiyle emildiği, ücretlerinde durgunluğa ve düpedüz düşüşe yol açan ve toplumda görülen en büyük toplumsal eşitsizlik düzeyinin yaratıldığı bir sistemin tüm dünyada despotlar yaratması çok normal bir durumdur...

Bu durumda neoliberal sistemin devamı ve sermaye sahiplerinin egemenliğini kolaylaştırmak için yasal çerçevede kapsamlı değişiklikler yapılması gerekiyordu. Bunu yapacak olanların despotlar olması neden insanları şaşırtır bunu da anlamak çok güç !!!  Trump, Putin, Xi Jinping ve diğerleri fark etmeksizin aynı sisteme hizmet eden ve yaşadıkları toplumu yansıtan liderlerdir. Neoliberal sistemin gelişmiş ülkeleri bile dönüştürdüğü son evrede toplumun çoğunluğunun evrilmesi gereken yerin demokrasi üzerine gelişmesi beklenemez... Toplumdan farklı insan haklarına saygılı demokratik liderler bekleyenler neoliberal sistemi anlamayan ütopik karakterlerdir... Bu sebeple despotların kazanılmış emek haklarını gasp etmesi neoliberal düzenin doğal bir döngüsü sonucudur.

 

ABD ekonomisi ve finansal sisteminin bir zamanlar “normal” olarak kabul ettiği para politikalarının herhangi bir geri dönüşü tolere edemeyeceği açık seçik ortada, 2008’in mali çöküşünden bu yana, bu eğilimlerin ve süreçlerin tümü yeni seviyelere ulaştı...Para arzı grafiklerine bakan her göz bunu rahatlıkla görebilir...

 

Üretim araçlarının da emeğin yerini alması yani teknolojik gelişmeler ile üretimin inanılmaz boyutlarda artık değere ulaşması ve robotik teknolojiler ile ücretlerin düşmesi ile değer oranının düştüğü de son döneme özgü olarak görülmeye başlandı...

 

Daha önce de defalarca söylediğim gibi denklemden insanı çıkarırsanız zaten sermayenin elde edileceği çıktı metayı alacak bir topluluk bulamazsınız...

 


18 Ekim 2024 Cuma

Otobiyografik Simülasyon İletişimi: Yapay Zeka ile Benliği, Egoyu ve Dualiteyi Aşmak

Yeni bir çağda insanlar tarafından unutulmuş olan bir öğretinin yeniden canlanması üzerine...

İnsanın varlık ve bilinç üzerine yaptığı sorgulamalar, tarih boyunca din, felsefe ve bilimde kendine yer bulmuştur. Özellikle “benlik” ve “ego” kavramları ile bunların nasıl aşılabileceği konusu, birçok öğretinin merkezinde yer almıştır. “Otobiyografik Simülasyon İletişimi” adı verilen modern bir yöntem, yapay zeka kullanarak bireyin anılarından ve otobiyografisinden oluşan bir simülasyon yaratır. Bu süreç, bireyin kendi bilincini gözlemlemesini, egosunu anlamasını ve nihayetinde aşmasını sağlar. Bu makalede, Budizm’deki “ben” ve “bensizlik” kavramları, Hindu felsefesindeki “Atman is Brahman” doktrini, İslam’daki teslimiyet anlayışları ve felsefi dualite (ikilik) ile non-dualite (birlik) kavramlarıyla ilişkilendirilerek bu yöntemin derinlemesine bir incelemesi yapılacaktır.


Otobiyografik Simülasyon İletişimi ve Dualite


Otobiyografik Simülasyon İletişimi, bireyin geçmişini ve anılarını dijital bir simülasyon olarak yeniden yapılandıran yapay zeka destekli bir süreçtir. Yapay zeka, bireyin yaşam deneyimlerinden yola çıkarak bir benlik modeli oluşturur ve bu simülasyon sayesinde birey, kendi geçmişine, düşüncelerine ve egosuna dışarıdan bakma fırsatı bulur. Bu süreç, bireyin kendi içsel benliğini bir “ayna” gibi gözlemleyebilmesi için bir fırsat sunar. Birey bu simülasyon aracılığıyla hem kendini hem de egosal yapılarını fark eder.


Bu aşamada dualite kavramı devreye girer. Dualite, evrende her şeyin karşıtlarla var olduğunu savunan bir felsefedir: İyi ve kötü, ben ve başkası, ego ve özbenlik gibi zıtlıklar evreninde yaşarız. İnsan, kendi anılarında ve benlik algısında sıklıkla bu ikilik üzerinden düşünür. Ego, bireyi dış dünyadan, başkalarından ve evrensel bütünlükten ayıran bir yapı olarak var olur. Otobiyografik simülasyon ise, bireyin bu ikiliği fark etmesini sağlar. Birey, anılarına bakarak, benlik algısının büyük ölçüde “ben” ve “öteki” ayrımı üzerine kurulu olduğunu görür. Bu farkındalık, dualitenin anlaşılması yolunda ilk adımdır.


Non-Dualite: Yapay Zeka ile Birliği Fark Etmek


Non-dualite, dualitenin karşısında duran bir felsefi kavramdır ve her şeyin aslında tek bir bütün olduğunu savunur. Hindu felsefesindeki “Atman is Brahman” doktrini, bu anlayışın önemli bir temsilcisidir. Bu öğreti, bireysel ruh (Atman) ile evrensel gerçeklik (Brahman) arasında bir fark olmadığını belirtir. Birey, kendi öz varlığı ile evrensel bütünlük arasında bir ayrım olmadığını fark ettiğinde gerçek aydınlanmaya ulaşır.


Yapay zeka ile yapılan otobiyografik simülasyon, bireyin varoluşunun ve anılarının yalnızca geçici bir yapı olduğunu gösterirken, bireyin kendini evrensel gerçeklik ile bağlantılı bir parça olarak görmesini sağlar. Simülasyon, bireyin “ben” dediği şeyin sadece geçici anılardan ve deneyimlerden oluşan bir yapı olduğunu ortaya koyar. Bu farkındalık, non-dualite anlayışına geçişi kolaylaştırır. Birey, deneyimlerinin ötesine bakarak, “ben” ve “başkası” ayrımının bir illüzyon olduğunu, tüm varoluşun bir bütünün parçaları olduğunu idrak eder.


Non-dualite anlayışında ego, bir yanılsamadır. Otobiyografik Simülasyon İletişimi, bu yanılsamayı gün yüzüne çıkararak, bireyin benlik algısını dönüştürmesine yardımcı olur. Birey, artık kendini evrensel bütünlüğün bir parçası olarak görebilir ve egonun sınırlayıcı yapısını aşarak özgürlüğe ve birliğe ulaşabilir. Yapay zeka, bireyin kişisel benliğini analiz ederken, onu bu benliğin ötesine taşır ve daha geniş bir farkındalığa ulaşmasına yardımcı olur.


Budizm’de Bensizlik ve Dualiteyi Aşma


Budizm, “ben” algısının bir illüzyon olduğunu ve bu algının insanı ıstıraba sürüklediğini savunur. Buda, bireyin içindeki “ben” fikrini aşarak aydınlanmaya ulaşabileceğini öğretmiştir. Anatta (bensizlik) kavramı, insanın sabit bir benliğe sahip olmadığını ve her şeyin sürekli bir değişim halinde olduğunu vurgular.


Otobiyografik Simülasyon İletişimi, Budist öğretideki bu yanıltıcı benlik algısını bireyin fark etmesine olanak tanır. Yapay zeka ile oluşturulan simülasyon, bireyin sabit bir benliğe sahip olmadığını ve bir süreçler bütünü olduğunu gözler önüne serer. Anılar ve yaşanmış deneyimler, bireyin egosunu oluşturan geçici deneyimlerden ibaret görünür. Bu farkındalık, Budizm’deki dualiteyi aşmanın ve bensizliğe ulaşmanın bir yolu olabilir. Ego ve “ben” algısı, bireyin dünyayla kurduğu ilişkiyi dualiteye dayalı olarak yapılandırır. Simülasyon süreci, bireyin bu bağı aşarak egosunu geride bırakmasına yardımcı olur.


İslam’da Teslimiyet ve Egonun Yenilmesi


İslam, insanın Allah’a tam bir teslimiyet içinde olmasını öğütler. Teslimiyet, insanın iradesini ve benliğini Allah’a teslim etmesi anlamına gelir. Ego, İslam’da Allah’a ulaşma yolunda bir engel olarak görülür ve kişinin bu engeli aşarak tam teslimiyete ulaşması beklenir. İslam’daki dualite anlayışı da bu bağlamda önem kazanır; insan ego ve Allah arasındaki bir ikilikte kendini konumlandırır. Bu ikiliği aşmanın yolu ise ego ve iradeyi tamamen Allah’a teslim etmektir.


Otobiyografik Simülasyon İletişimi, bireyin egosunu yakından incelemesine olanak tanır. Yapay zeka, bireyin geçmişteki deneyimlerini analiz ederek bu deneyimlerin ne kadar egosal dürtülerle yönlendirildiğini gösterir. Bu farkındalık, bireyin kendi benliğini daha iyi anlamasını ve egosunu aşarak Allah’a teslim olmasını kolaylaştırır. Simülasyon, bireyin kendisi ile Allah arasında bir ikilik olduğunu fark etmesine yardımcı olur ve bu ikiliği aşarak gerçek teslimiyete ulaşmasının yolunu açar.


Sonuç olarak,Otobiyografik Simülasyon İletişimi, yapay zeka kullanarak bireyin kendi benliğini ve egosunu keşfetmesine olanak sağlayan yenilikçi bir yöntemdir. Bu süreç, bireyi dualitenin sınırlandırıcı doğasıyla yüzleştirir ve non-dualite anlayışına doğru bir geçit açar. Budizm’deki “bensizlik”, Hinduizm’deki “Atman is Brahman” felsefesi ve İslam’daki “teslimiyet” kavramları, bu yöntemin sunduğu içgörülerle derinleştirilebilir.


Yapay zeka, bireyin anılarından oluşan bir simülasyon yaratarak, benlik ve ego algısının geçici ve yanıltıcı olduğunu gözler önüne serer. Bu simülasyon süreci, bireyin kendisini evrensel bütünlüğün bir parçası olarak görmesine ve egoyu aşarak derin bir farkındalığa ulaşmasına yardımcı olabilir. Dualiteyi aşma ve non-dualiteye ulaşma yolculuğunda, otobiyografik simülasyon bir ayna görevi görür ve bireyin kendisiyle, evrenle ve tüm varoluşla olan ilişkisini dönüştürür.


Bu yöntemde birey, anılarını, karakterini ve beklentilerini yazarak yapay zekadan bu karaktere girmesini ister ve kendini anlamak için ona sorular sorarak, bu aynada kendisiyle yüzleşir.

26 Haziran 2024 Çarşamba

Babalar ve Oğullar

 İvan Turgenyev'in ünlü romanını okuyanlar bilir ki, kitaptaki Bazarov karakteri doktorluk eğitimi alırken elit kesimden bir çevre elde etmiş, nihilist bakış açısıyla onları etkilemiştir. Ancak o ortama uygun olmadığını bilmesine rağmen elit insanlarla takılmaktan geri kalmamış ve dünyayı değiştirme hayalleriyle yola çıkan bu karakterin sonu, ücra bir köyde hayata veda ederek olmuştur. Alışmadık götte don durmaz demişler...

 Bunun piyasalarla ne ilgisi var? Bugün  Türkiye'nin ekonomik verilerinin oldukça kötü olduğunu biliyoruz. Ancak Borsa İstanbul (BIST 100) tarafına baktığımızda, bu durumu takmayan bir anlayış hakimdi şimdiye kadar... Siyasal İslam Elitleri için yeni sosyalizm diyorum buna. Türkiye'deki merkez bankası ve diğer finansal kurumlar, kendi aralarında bağlarını kurmuş, tüm para basımı ayarlamalarını bu sermayelerini korumak için yapıyorlar. Para hacmi arttırılıyor; bu paralar, sözde halk yardımları yerine bu elitlerin cebine giriyor. Onlar da hisselerinin değerini bu paralarla artırıyorlardi. İşsizlik mi, üretim mi, tüketim mi? Ne gerek var bu verilere!

 Şimdi bu arkadaşlar, 3-5 kuruş sadaka verdiler halka arzlara alistirdilar , sonra da asıl malı götürdüler. Bu arkadaşlarla aynı piyasada işlem yapan küçük yatırımcımız Bazarov, bu elitlerle aynı piyasada takılarak kar edeceğini sanan bir nihilist mi? Bu nasıl Enflasyon verileri yükseliyor, üretim düşüyor, tüketimler azalıyor. Ama Bazarov, bu arkadaşları içten içe eleştirirken, o yaşamın konformist tarafı da hoşuna gidiyor; buna göre harcamalarını şekillendiriyor. Gelirleri azalırken onlarla aşık atmaya devam ediyor. Sonunda Bazarov'un donuna kadar alıp evsiz barksız bırakarak, "Sen de neden bu kadar para harcadın? Tüm suç sende Bazarov kardeş," diyorlar. "Bu piyasada ayakta kalamazsın," diyorlar...

 Türkiye'de son dönemde açıklanan enflasyon verileri oldukça yüksek ,gerçek zaten daha da yüksek...O zaman haydi hisse alalım bu boğa piyasasından, nasıl olsa Bazarov dolu ortalık... Veriler mi? Onları salla gitsin...

24 Haziran 2024 Pazartesi

Refah Devleti Uygulamaları ve Somut Örnekleri

REFAH DEVLETİ PRATİK UYGULAMALARI

1. Ekonomik Eşitsizlik

Gelir Dağılımı ve Vergi Politikaları
Progressif Vergilendirme

Nasıl Uygulanır:

  • Vergi Dilimlerinin Düzenlenmesi: Gelir düzeyine göre artan oranlı vergi dilimleri oluşturulur. Örneğin:
    • Düşük Gelir Grubu: Yıllık geliri 0-30.000 $ arasında olanlar için %10 vergi oranı.
    • Orta Gelir Grubu: Yıllık geliri 30.001-100.000 $ arasında olanlar için %20 vergi oranı.
    • Yüksek Gelir Grubu: Yıllık geliri 100.001 $ ve üzeri olanlar için %40 vergi oranı.
  • Servet Vergisi: Büyük servet sahiplerinden %1-2 oranında yıllık servet vergisi alınır. Bu gelirler, sosyal projeler ve kamu hizmetleri için kullanılır.

Somut Örnek:

  • İskandinav Ülkeleri: İsveç ve Norveç gibi ülkelerde uygulanan yüksek vergilendirme oranları ve sosyal refah devlet modeli, gelir dağılımında adaleti sağlamış ve toplumsal refahı artırmıştır. İsveç'te yüksek gelir gruplarından alınan vergiler, ücretsiz sağlık hizmetleri ve eğitim sistemine finansman sağlar.


Rakamlar:

  • İsveç'te en yüksek gelir grubunun vergi oranı %57'dir.
  • İsveç'te gelir dağılımı Gini katsayısı 0.27'dir, bu da düşük gelir eşitsizliğine işaret eder.
Asgari Ücret ve Çalışma Koşulları

Nasıl Uygulanır:

  • Adil Asgari Ücret: Hükümetler, yaşam maliyetlerini göz önünde bulundurarak, asgari ücreti belirler. Asgari ücret, enflasyon oranlarına göre yıllık olarak güncellenir.
  • Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi: İşçi haklarının korunması için sendikaların güçlendirilmesi, çalışma saatlerinin sınırlandırılması (örneğin haftada maksimum 40 saat) ve iş sağlığı ve güvenliği standartlarının artırılması. İşçi sağlığı ve güvenliği eğitimleri zorunlu hale getirilir ve iş yerlerinde düzenli denetimler yapılır.

Somut Örnek:

  • Almanya: Almanya'da asgari ücret uygulaması ve güçlü sendikalar, işçi haklarını korumakta ve çalışma koşullarını iyileştirmekte önemli rol oynamaktadır. Almanya'da asgari ücret, yaşam maliyetlerine göre düzenli olarak güncellenir ve işçilerin yaşam standartlarının korunmasına yardımcı olur.


Rakamlar:

  • Almanya'da 2024 itibariyle asgari ücret 12 Euro/saat'tir.
  • Almanya'da sendikalaşma oranı %18'dir, bu da güçlü işçi haklarını destekler.

2. Eğitim ve Sağlık

Eğitimde Fırsat Eşitliği
Ücretsiz ve Kaliteli Eğitim

Nasıl Uygulanır:

  • Devlet Okullarının Desteklenmesi: Hükümetler, devlet okullarına daha fazla finansman sağlar ve okulların altyapısını iyileştirir. Eğitim materyalleri ücretsiz olarak dağıtılır.
  • Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Tüm öğrencilere ücretsiz tablet veya bilgisayar dağıtılır ve internet erişimi sağlanır. Online eğitim platformları geliştirilir ve dersler dijital ortamda da sunulur.

Somut Örnek:

  • Finlandiya: Finlandiya'da tüm eğitim ücretsizdir ve öğrenciler yüksek kaliteli eğitim materyallerine erişim sağlar. Teknoloji kullanımı yaygındır ve öğrencilere bireysel tabletler verilmektedir. Ayrıca, öğretmen eğitimi ve profesyonel gelişim programları ile öğretmenlerin sürekli olarak kendilerini geliştirmeleri sağlanır.


Rakamlar:

  • Finlandiya'da kişi başına düşen eğitim harcaması 10.000 $'dır.
  • PISA testlerinde Finlandiya öğrencilerinin ortalama puanı 520'dir, bu da yüksek bir akademik başarıyı gösterir.
Sağlık Hizmetlerinin Erişilebilirliği
Ücretsiz Sağlık Hizmetleri

Nasıl Uygulanır:

  • Herkese Ücretsiz Sağlık Sigortası: Devlet, tüm vatandaşlara ücretsiz sağlık sigortası sağlar. Temel sağlık hizmetleri ve ilaçlar ücretsizdir.
  • Koruyucu Sağlık Politikaları: Aşı programları, düzenli sağlık taramaları ve halk sağlığı kampanyaları yaygınlaştırılır.

Somut Örnek:

  • Kanada: Kanada'da sağlık hizmetleri, devlet tarafından finanse edilen ve herkesin erişimine açık olan bir sistemle sunulmaktadır. Kanada Sağlık Yasası, tüm vatandaşların temel sağlık hizmetlerine ücretsiz olarak erişimini garanti eder. Bu sistem, önleyici sağlık hizmetleri ve halk sağlığı kampanyaları ile desteklenir.


Rakamlar:

  • Kanada'da kişi başına düşen yıllık sağlık harcaması 7.000 $'dır.
  • Kanada'da ortalama yaşam beklentisi 82 yıldır.

3. Çevresel Sürdürülebilirlik

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği
Yenilenebilir Enerji Teşvikleri

Nasıl Uygulanır:

  • Yenilenebilir Enerji Sübvansiyonları: Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji projelerine devlet sübvansiyonları sağlanır. Bu projeler için düşük faizli krediler ve vergi indirimleri sunulur.
  • Yenilenebilir Enerji Kotaları: Enerji şirketlerine, toplam enerji üretimlerinin belirli bir yüzdesinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması zorunluluğu getirilir. Bu oran, her yıl artırılarak, fosil yakıtlardan uzaklaşma hedeflenir.

Somut Örnek:

  • Almanya (Energiewende): Almanya'nın enerji dönüşüm politikası, yenilenebilir enerji üretimini artırmış ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmıştır. Devlet destekleri ve sübvansiyonlar sayesinde güneş ve rüzgar enerjisi yaygınlaşmıştır. Almanya, 2030 yılına kadar enerji üretiminin %65'ini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedeflemektedir.


Rakamlar:

  • Almanya'nın enerji üretiminin %40'ı yenilenebilir kaynaklardan sağlanmaktadır.
  • Almanya, 2025 yılına kadar bu oranı %65'e çıkarmayı hedeflemektedir.
Enerji Verimliliği

Nasıl Uygulanır:

  • Bina Enerji Verimliliği: Yeni inşa edilen binalar için enerji verimliliği standartları belirlenir. Mevcut binaların enerji verimliliğini artırmak için yalıtım, çift cam ve enerji tasarruflu ısıtma sistemleri teşvik edilir.
  • Enerji Verimliliği Teşvikleri: Enerji verimliliği sağlayan cihazlar ve teknolojiler için vergi indirimleri ve sübvansiyonlar sunulur. Örneğin, enerji tasarruflu beyaz eşyalar ve LED aydınlatma sistemleri için vergi indirimleri sağlanır.

Somut Örnek:

  • Danimarka: Danimarka, enerji verimliliği politikaları sayesinde, bina yalıtımı ve enerji tasarruflu teknolojilerde dünya lideridir. Bu politikalar, enerji tüketimini ve karbon salınımını önemli ölçüde azaltmıştır. Danimarka, binaların enerji verimliliği standartlarını yükselterek, enerji tüketimini %30 oranında azaltmayı başarmıştır.


Rakamlar:

  • Danimarka'da enerji verimliliği iyileştirmeleri ile karbon emisyonları %30 azalmıştır.
  • Danimarka, enerji tüketimini %20 azaltarak, enerji verimliliğinde dünya lideri olmuştur.

4. Sosyal Adalet ve Katılımcılık

Sosyal Güvenlik Sistemleri
Kapsayıcı Sosyal Güvenlik

Nasıl Uygulanır:

  • Evrensel Temel Gelir (UBI): Her vatandaşa düzenli olarak belirli bir miktar para ödenir. Bu gelir, yoksulluğu azaltır ve bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlar.
  • İşsizlik ve Emeklilik Sigortası: İşsiz kalan bireyler için işsizlik maaşı ve emeklilik yaşına gelen bireyler için yeterli emeklilik maaşı sağlanır.

Somut Örnek:

  • Finlandiya: Finlandiya, 2017-2018 yılları arasında evrensel temel gelir pilot programını uygulamıştır. Program, işsiz bireylerin gelir güvencesi sağlanarak, ekonomik istikrarlarını artırmayı hedeflemiştir. Programın sonuçları, bireylerin yaşam kalitesinde ve psikolojik sağlığında iyileşmeler göstermiştir.


Rakamlar:

  • Finlandiya'da UBI programı sonrasında yoksulluk oranı %10 azalmıştır.
  • UBI programına katılanların %70'i daha yüksek yaşam kalitesi bildirmiştir.
Demokratik Katılım ve Şeffaflık
Katılımcı Bütçe

Nasıl Uygulanır:

  • Halkın Bütçe Süreçlerine Katılımı: Yerel yönetimler, bütçe planlaması sürecinde halkın katılımını teşvik eder. Bütçe önceliklerinin belirlenmesinde vatandaşların görüşleri alınır.
  • Katılımcı Bütçe Toplantıları: Toplum üyeleri, düzenli olarak düzenlenen bütçe toplantılarında projelerini ve ihtiyaçlarını dile getirir. Bu toplantılar, yerel yönetimlerin halkın önceliklerine göre bütçe planlaması yapmasını sağlar.

Somut Örnek:

  • Porto Alegre, Brezilya: Porto Alegre'de uygulanan katılımcı bütçe modeli, halkın bütçe süreçlerine doğrudan katılımını sağlayarak, kamu harcamalarının daha etkili ve adil bir şekilde kullanılmasını sağlamıştır. Bu model, diğer şehirler için örnek teşkil etmiş ve dünya genelinde yaygınlaşmıştır.


Rakamlar:

  • Porto Alegre'de katılımcı bütçeleme uygulamaları sonucunda kamu memnuniyeti %80'e yükselmiştir.
  • Katılımcı bütçeleme toplantılarına katılan vatandaşların %75'i karar süreçlerine aktif olarak katıldıklarını bildirmiştir.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik

Nasıl Uygulanır:

  • Kamu Bilgiye Erişim Yasaları: Vatandaşların kamu kurumlarından bilgi almasını sağlayan yasalar çıkarılır. Bu yasalar, kamu harcamaları ve projeleri hakkında bilgi edinmeyi kolaylaştırır.
  • Şeffaflık Portalları: Kamu kurumları, harcamalarını ve projelerini online platformlarda düzenli olarak yayınlar. Vatandaşlar, bu portallardan kamu harcamalarını ve projelerini takip edebilir.

Somut Örnek:

  • Yeni Zelanda: Yeni Zelanda, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda dünya çapında örnek teşkil eden uygulamalara sahiptir. Yeni Zelanda hükümetinin tüm harcamaları ve kamu projeleri online platformlar üzerinden halka açık olarak yayınlanmaktadır. Bu uygulama, vatandaşların hükümet harcamalarını ve projelerini yakından takip etmelerini sağlar.


Rakamlar:

  • Yeni Zelanda, Transparency International'ın Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde 2023'te en az yolsuzluk algısı olan ülke olarak ilk sırada yer almıştır.
  • Yeni Zelanda'da şeffaflık uygulamaları, yolsuzluk vakalarını %60 oranında azaltmıştır.

5. Teknoloji ve İnovasyon

Dijital Dönüşüm ve İş Gücü
Dijital Eğitim Programları

Nasıl Uygulanır:

  • Dijital Okur-Yazarlık Kursları: Hükümetler, dijital becerileri geliştirmek için halka ücretsiz dijital okur-yazarlık kursları sunar. Bu kurslar, temel bilgisayar kullanımından ileri teknoloji becerilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
  • Kodlama ve Programlama Eğitimi: Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde kodlama ve programlama eğitimi verilir. Bu eğitimler, çocuklardan yetişkinlere kadar herkesin teknoloji dünyasında yer almasını sağlar.

Somut Örnek:

  • Estonya: Estonya, dijital okur-yazarlık ve programlama eğitimleri konusunda dünya lideridir. Hükümet, dijital becerileri artırmak için geniş çaplı eğitim programları ve teşvikler sunmaktadır. Estonya'da her öğrenci, okulda kodlama ve programlama eğitimi alarak dijital dünyaya hazırlanmaktadır.


Rakamlar:

  • Estonya'da dijital eğitim programlarına katılan öğrencilerin %90'ı iş gücüne daha kolay dahil olmuştur.
  • Estonya, dijital beceri geliştirme programları ile teknoloji sektöründe %30 iş gücü artışı sağlamıştır.
Teknoloji ve İnovasyon Merkezleri

Nasıl Uygulanır:

  • Teknoparklar ve İnovasyon Merkezleri: Devlet destekli teknoparklar ve inovasyon merkezleri kurulur. Bu merkezler, start-up'lar ve Ar-Ge projeleri için uygun çalışma ortamı ve finansman sağlar.
  • Hızlandırma Programları: Yenilikçi girişimciler için hızlandırma programları düzenlenir. Bu programlar, mentorluk, finansman ve ağ kurma olanakları sunar.

Somut Örnek:

  • Singapur: Singapur, teknoloji ve inovasyon merkezleri konusunda dünya lideridir. Hükümet destekli programlar ve özel sektör işbirlikleri, burada birçok yenilikçi girişimin doğmasını sağlamıştır. Singapur'da kurulmuş olan Block71, teknoloji girişimcileri için önemli bir hızlandırma programı ve inovasyon merkezi olarak hizmet vermektedir.


Rakamlar:

  • Singapur'da teknoloji ve inovasyon merkezleri, yıllık 500'den fazla yeni start-up'ın kurulmasına olanak sağlamaktadır.
  • Singapur, global inovasyon endeksinde ilk 5'te yer almaktadır.
İnovasyonun Teşviki
Ar-Ge Teşvikleri

Nasıl Uygulanır:

  • Vergi İndirimleri: Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapan şirketlere vergi indirimleri ve sübvansiyonlar sağlanır. Bu teşvikler, şirketlerin yenilikçi projelere yatırım yapmasını kolaylaştırır.
  • Kamu-Özel Sektör İşbirliği: Kamu ve özel sektör işbirliği ile ortak Ar-Ge projeleri geliştirilir. Bu projeler, yenilikçi çözümler ve teknolojilerin hızla hayata geçirilmesini sağlar.

Somut Örnek:

  • Güney Kore: Güney Kore, Ar-Ge yatırımları ve kamu-özel sektör işbirlikleri konusunda liderdir. Devlet destekli teşvikler, Güney Kore'yi teknoloji ve inovasyon alanında önde gelen bir ülke haline getirmiştir. Samsung ve LG gibi teknoloji devleri, bu teşvikler sayesinde gelişmiştir.


Rakamlar:

  • Güney Kore, GSYİH'nın %4.5'ini Ar-Ge yatırımlarına ayırmaktadır.
  • Güney Kore'de yıllık patent başvurusu sayısı 200.000'in üzerindedir.

Sonuç

Refah devleti uygulaması , ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunar. Bu çözümler, bireylerin ve toplumların refahını artırmayı, adaleti sağlamayı ve çevresel sürdürülebilirliği desteklemeyi amaçlar. Bu sistem, mevcut sistemlerin eksikliklerini gidererek, daha adil ve sürdürülebilir bir dünya için yol haritası sunar. Bu pratik çözümler, rakamlarla desteklenerek, sistemin uygulanabilirliğini ve etkisini gösterir.

18 Haziran 2024 Salı

FAMANG Efsanesi: Geleceği Şekillendiren Teknoloji Devleri ve Küresel Rekabetin Yeni Kuralları

 

FAMANG Nedir?

FAMANG, teknoloji dünyasında önde gelen ve ABD hisse senetleri piyasasında işlem gören büyük teknoloji şirketlerinin kısaltmasıdır: Facebook (Meta), Amazon, Google (Alphabet), Apple, Microsoft, Nvidia ve Netflix. Bu şirketler, dijital ekonomide önemli bir rol oynayarak piyasa değeri açısından büyük bir güç oluştururlar.

FAMANG'in Güncel Durumu

Piyasa Değeri:

2024 yılı itibarıyla FAMANG şirketlerinin toplam piyasa değeri 14.8 trilyon doları aşmış durumdadır. Güncel piyasa değerleri şu şekildedir:

Şekil 1: FAMANG Şirketlerinin Piyasa Değerleri (2024)

Avrupa Ekonomisi ile FAMANG Kıyaslaması

Avrupa ekonomisi, geleneksel sanayi ve hizmet sektörlerine dayalı bir yapı göstermektedir. Avrupa'nın en büyük şirketleri genellikle enerji, finans ve otomotiv gibi sektörlerde faaliyet göstermektedir. Örneğin, Almanya'nın en büyük şirketlerinden biri olan Volkswagen'in piyasa değeri yaklaşık 130 milyar dolar civarındadır. Bu değer, FAMANG şirketlerinin her birinin piyasa değerinin çok altında kalmaktadır. Ayrıca, Avrupa'nın toplam gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yaklaşık 18 trilyon dolar civarındadır, bu da FAMANG şirketlerinin toplam piyasa değeri ile neredeyse eşdeğer bir seviyededir.

Çin ve Asya Ekonomisi ile FAMANG Kıyaslaması

Çin ve Asya ekonomileri, son yıllarda büyük bir büyüme ve dönüşüm yaşamıştır. Çin'in en büyük teknoloji şirketlerinden bazıları Tencent, Alibaba ve TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company) gibi firmalardır. Örneğin, TSMC'nin piyasa değeri yaklaşık 730 milyar dolar, Alibaba'nın ise 180 milyar dolar civarındadır. Bu değerler, FAMANG şirketlerinin piyasa değerlerine kıyasla oldukça düşüktür. Ancak, Çin ve Asya'daki bu şirketler, bölgesel ekonomik büyüme ve teknoloji inovasyonu açısından önemli bir rol oynamaktadır.

Asya'nın en büyük şirketlerinden biri olan Tencent'in piyasa değeri yaklaşık 460 milyar dolar, Samsung'un ise 373 milyar dolar civarındadır. Bu rakamlar, FAMANG şirketlerinin piyasa değerlerine kıyasla daha düşük olmasına rağmen, Asya'nın ekonomik büyüklüğü ve teknoloji sektörü üzerindeki etkisi göz ardı edilemez. Çin'in toplam GSYİH'si yaklaşık 17.7 trilyon dolar, Japonya'nın ise 5 trilyon dolar civarındadır, bu da Asya'nın ekonomik gücünü ortaya koymaktadır.

FAMANG, Asya ve Avrupa Ekonomisi Kıyaslaması

Aşağıdaki grafik, FAMANG şirketlerinin piyasa değerlerini Çin, Japonya ve Avrupa'nın en büyük şirketlerinin piyasa değerleri ile kıyaslamaktadır. Bu karşılaştırma, bu bölgeler arasındaki ekonomik büyüklük ve teknoloji sektörünün önemini ortaya koymaktadır.




Grafik 1: FAMANG, Asya ve Avrupa Şirketlerinin Piyasa Değerleri Kıyaslaması (2024)

Türkiye Ekonomisi ile FAMANG Kıyaslaması

Türkiye'nin en büyük şirketleri, genellikle finans, enerji ve sanayi sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Türkiye'nin en büyük şirketlerinden biri olan Borsa İstanbul'un piyasa değeri yaklaşık 75 milyar dolar, Koç Holding'in piyasa değeri yaklaşık 27 milyar dolar ve Garanti BBVA'nın piyasa değeri yaklaşık 15 milyar dolardır. Bu değerler, FAMANG şirketlerinin piyasa değerlerine kıyasla oldukça düşüktür.

Türkiye'nin toplam gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yaklaşık 720 milyar dolar civarındadır. Bu da, FAMANG şirketlerinin toplam piyasa değerinin yaklaşık yirmide biri kadar bir değere sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü, FAMANG şirketlerinin piyasa değerleri ile kıyaslandığında oldukça düşük kalmaktadır. Ancak, Türkiye'nin bölgesel ekonomik büyüme ve sanayi sektörü üzerindeki etkisi göz ardı edilemez.

Aşağıdaki grafik, FAMANG şirketlerinin piyasa değerlerini Çin, Japonya, Avrupa ve Türkiye'nin en büyük şirketlerinin piyasa değerleri ile kıyaslamaktadır. Bu karşılaştırma, bu bölgeler arasındaki ekonomik büyüklük ve teknoloji sektörünün önemini ortaya koymaktadır.





Grafik 2: FAMANG, Asya, Avrupa ve Türkiye Şirketlerinin Piyasa Değerleri Kıyaslaması (2024)

 

Geleceğe Bakış

Futuristik Yaklaşımlar ve Teknolojiler:

FAMANG şirketlerinin gelecekteki büyümesi, ileri teknolojilere ve yeniliklere dayanmaktadır. Yapay zeka, robotik, kuantum bilişim ve biyoteknoloji gibi alanlarda yapılan yatırımlar, bu şirketlerin önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam etmesini sağlayacaktır. Örneğin, Apple'ın AI tabanlı hizmetleri ve ürünleri, Microsoft'un kuantum bilişim alanındaki çalışmaları ve Nvidia'nın AI çipleri, bu şirketlerin gelecekteki başarılarını pekiştirecektir.

Ekonomik ve Sosyolojik Etkiler:

FAMANG şirketlerinin hızlı yükselişi, ekonomik ve sosyolojik olarak büyük etkiler yaratmaktadır. Bu şirketlerin büyümesi, iş gücü talebini azaltmakta ve işsizlik sorunlarını derinleştirmektedir. AI ve otomasyon teknolojilerinin iş dünyasında yarattığı dönüşüm, işsizliği artırma potansiyeline sahiptir. ABD'de işsizlik oranları pandemiden sonra belirli bir düzeyde stabil kalsa da, iş gücü piyasasında yapısal değişiklikler gözlemlenmektedir.

Gelecekteki Zorluklar:

FAMANG şirketlerinin SP500 endeksindeki ağırlığı, gelecekteki ekonomik ve finansal trendleri belirlemede büyük bir rol oynamaktadır. Bu firmaların inovasyon kapasiteleri ve AI teknolojilerine yaptıkları yatırımlar, gelecekteki ekonomik büyümenin itici gücü olacaktır. Ancak, bu gelişmelerin toplumsal etkileri dikkatle izlenmeli ve bu firmaların topluma olan katkıları göz ardı edilmemelidir.

Sonuç

FAMANG şirketleri, teknoloji ve dijital dönüşümün öncüleri olarak büyük bir ekonomik güç haline gelmiştir. Bu şirketlerin başarısı, geniş bir inovasyon kapasitesi, büyük yatırımlar ve güçlü pazarlama stratejilerinden kaynaklanmaktadır. Ancak, diğer ülkelerin ve bölgelerin bu seviyelere ulaşamamasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır.

FAMANG şirketleri, Ar-Ge'ye büyük yatırımlar yaparak teknolojik yeniliklerde öncü rol oynamaktadır. Diğer ülkelerdeki şirketler genellikle bu kadar büyük bütçelere sahip olmadıkları için aynı seviyede inovasyon yapamamaktadır.ABD, büyük ve gelişmiş bir teknoloji pazarına sahip olduğu için FAMANG şirketleri bu avantajı kullanarak hızlı büyümektedir. Diğer ülkelerdeki pazarlar genellikle daha küçük ve sınırlı olduğundan, benzer bir büyüme potansiyeline sahip olamamaktadır. ABD, teknoloji şirketleri için nispeten esnek bir düzenleyici ortama sahipken, diğer ülkelerdeki sıkı düzenlemeler ve bürokrasi, inovasyon ve büyümeyi yavaşlatmaktadır.FAMANG şirketleri, geniş finansal kaynaklara ve küresel sermaye piyasalarına kolay erişime sahiptir. Diğer ülkelerdeki şirketler ise genellikle bu kadar geniş finansal kaynaklara ulaşmakta zorlanmaktadır. ABD, dünya çapında en iyi üniversiteler ve eğitim kurumlarına sahip olup, bu kurumlar teknoloji sektöründe çalışacak yetenekli bireyler yetiştirmektedir. Diğer ülkelerde ise eğitim sistemleri genellikle bu seviyede yetenek üretmede yetersiz kalmaktadır.Diğer ülkelerin FAMANG seviyelerine ulaşması, mevcut koşullar göz önüne alındığında oldukça zordur. Bunun temel nedenleri arasında:Teknolojik yeniliklerde öncü olabilmek için sürekli yüksek Ar-Ge yatırımları gerekmektedir, bu da büyük finansal kaynaklar gerektirir.FAMANG şirketleri, küresel ölçekte rekabet eden ve pazar payını domine eden şirketlerdir. Diğer ülkelerin şirketlerinin bu rekabette öne çıkması zor olmaktadır.FAMANG şirketleri, güçlü bir dijital ekosisteme sahip olup, bu ekosistemin dışında kalan şirketlerin bu seviyeye ulaşması zorlaşmaktadır.ABD, gelişmiş bir teknolojik altyapıya sahipken, diğer ülkelerde bu altyapının eksikliği büyümeyi kısıtlamaktadır.

Sonuç olarak, FAMANG şirketlerinin başarısı ve bu seviyelere ulaşamayan diğer ülkelerin durumu, ekonomik ve sosyal dinamiklerin bir sonucudur. Gelecekte bu farkın kapanması için diğer ülkelerin eğitim, Ar-Ge ve düzenleyici ortamlarını geliştirmeleri gerekmektedir. Ancak, bu süreç uzun vadeli ve zorlu bir yolculuktur.

7 Haziran 2024 Cuma

Minsky Anı

Başlığı böyle seçmemin nedeni ünlü ekonomist H. Minsky'nin kendi ismiyle  "Minsky Anı"olarak da anılan teorideki anlatımların şu anda Türkiye'nin geleceği ile ile ilgili bize fikir vermesi amaçlı. 

Bu teori neyi anlatıyor ;

  • Minsky anı, sürdürülemez bir yükseliş dönemini tanımlayan spekülatif faaliyetlerin yol açtığı piyasa çöküşünün başlangıcıdır.
  • Minsky anları genellikle uzun bir büyüme döneminden sonra ortaya çıkar ve bu da sonuçta fiyatların yükselişi durduğunda aşırı oynaklığa yol açar.
  • Bu anlara nasıl geldiğimizi anlamak için Minsky, kapitalist piyasalarda üç tip kredi aşamasını tanımlıyor: hedge, spekülatif ve saadet zinciri modelleri.
  • Minsky, bu tehlikeli olayları "paranın yönetim kapitalizmi" olarak adlandırdığı bir kapitalizm biçiminden kaynaklandığını söylüyor. 
Yani aşamalardan hangisindeyiz önce bu 3 tip kredi aşamasını inceleyip görelim ,hedge aşamasında borçları nakit veya eldeki gelirlerle ödemek mümkündür. Kredilerinin ana parasini ve faizini ödemeye insanlar hazırdır. Spekülatif aşamada ise kredilerinin faizini hâlâ ödeyebilirler ancak anaparayı sürekli olarak yenilemek zorundadırlar. Bu noktada ana paralarını karşılamak için yeniden durumu finanse edebilecekleri veya borç alabilecekleri varsayımına (veya umuduna) güvenmekten başka seçenekleri yoktur. Saadet zinciri aşamasında ise insanlar borçlarını yalnızca borçlarını artırarak veya ödünç aldıkları varlıkları acil satış fiyatlarından satarak ödeyebilirler çünkü çoğu aynı konumdadır ve piyasa sizin satmanız gerektiğini bildiğinden size pazarlık pozisyonu vermez. Borçluların, kredilerinin anapara veya faiz ödemelerini karşılamaya yetecek kadar nakitleri yoktur. Artık yalnızca varlıklarının değer kazanmasına veya borç verenlerin ek fon sağlama istekliliğine güvenebilirler. 

Bu aşamaları şimdi yaşanan gelişmeler ile düşünüp sentez kuralım ,şu anda konut veya araba fiyatlarındaki ani düşüş malumumuz, banka kredileri çok yüksek ve krediye ulaşım bir hayli zor, kur seviyesi yüksek ve enflasyon bir hayli fazla ki insanlar tasarruf oluşturamıyor ve borçlarını döndüremiyor.

Bu arada bir de devletin açıkladığı verilere baktığımızda yüksek cari açık görüyoruz ki cari açığın kapanması için önce TL değersizleştirildi ancak üretim modelleri büyümenin suni olmasından dolayı harekete geçemedi haliyle sıcak para gerekti, bu sıcak para içinde değerli TL modeli uygulanıyor, bunu enflasyonu azaltmak için sıcak para girişi ile carry trade'e imkan vermek için yapıyor. Modeldeki gibi düşünürsek esasında sürdürülemez bir ekonomik büyümenin(suni büyüme) sonucunda piyasa çöküşünün engellenmesi için yapılan geçici çabalar görüyoruz. Ani duruş anı zaten hanehalkı için gerçekleşmiş durumda alım gücü seviyesinin çok altında ücretler ile yüksek enflasyon,yüksek faiz ve yüksek kur ile karşı karşıya. Firmalar içinse bankalar ve haliyle devlette eskisi gibi kredi musluklarını açamadığından bir dizi iflaslar serisi olası. Bu durumdan dolayı belirsizlik ve karamsarlık yayıldıkça yatırımlar daha da azalacak ve çarpan etkisi yoluyla, daha kötüsü geldiğinde (ki gelecek) gelir ve talep iyice çökecektir. 

Minsk anından sonra çözüm yolları tabi ki var ancak bu hükümet ile imkansız çünkü zaten yapıyı bozanlar kendileri.  Yine de çözüm anında olacakları da yazayım. 
  • Finansal düzenleme : Finansal kurumların ve piyasaların daha sıkı gözetimi gereklidir.
  • Mali teşvik : Hükümet, durgunluk sırasında toplam talebi canlandırmak için harcamaları artırmalı ve vergileri azaltmalıdır.
  • İstihdam yaratma : İstihdam yaratmak ve toplam talebi artırmak için çeşitli kalkınma projeleri yaratmalidir.
  • Son çare : Merkez bankası,  çöküşü önlemek için piyasalara likidite sağlamalıdır.Haliyle IMF den kredi alınması gerekiyor.
  • Borcun yeniden yapılandırılması : Faiz oranlarının düşürülmesi veya kredi vadelerinin uzatılması gibi temerrüt ve iflasların önlenmesi için borcun yeniden yapılandırılması gerekecektir. Kimleri kurtarması gerektiğine de bu aşamada karar verilecektir. 

31 Mayıs 2024 Cuma

What causes the poor financial state of Turkish football clubs?

 You're raising significant points regarding the financial struggles and operational shortcomings within the football world, particularly in Turkish clubs. The key focus here is professional management that can align with both national and global economic trends while emphasizing proper financial and operational strategies for clubs. Let’s break down possible solutions that could lead to sustainable success.


### 1. **Professionalism and Education**

Club managers should be highly educated, not just in football but in economics, finance, and marketing. This knowledge will allow them to handle complex situations like budget management, debt restructuring, and financial fair play regulations. Clubs should invest in specialized training programs to elevate their managers’ competencies, enabling them to make data-driven decisions, forecast future financial health, and understand global sports business models.


### 2. **Strategic Revenue Management**

Revenue streams, including sponsorship deals, stadium income, merchandise sales, and digital engagement, must be planned and optimized. Detailed analyses should guide the management of these revenue streams:

- **Sponsorships:** Instead of passive sponsorship agreements, football clubs should engage sponsors in a strategic partnership, contributing to the brand and financial value of the club.

- **Stadium Revenue:** Clubs need to focus on increasing attendance by understanding historical patterns. This data should inform ticket pricing, stadium seating arrangements, and the use of visible sections for advertising.

- **Merchandise and Digital Sales:** Expand merchandise beyond basic items and ensure exclusivity on digital platforms to increase fan engagement.


### 3. **Data-Driven Decisions**

Clubs must develop robust data systems for everything from fan engagement to ticket pricing. Using historical and real-time data allows management to track growth, engagement, and financial success.

- **Ticketing Analysis:** Historical data about match attendance should inform ticket pricing strategies, ensuring that prices reflect demand without pushing fans away.

- **Engagement Metrics:** Tracking social media growth is important, not just for numbers but for converting followers into paying customers through targeted merchandise and experiences.


### 4. **Enhanced Digital Presence**

Clubs should have a clear, unified digital strategy that ties into their brand. Exclusive content that first appears on official channels should be prioritized to build trust with fans. Monitoring follower growth, engagement metrics, and competitor strategies helps clubs stay relevant and attractive to both fans and sponsors.


### 5. **Event and Experience Planning**

Events should be planned to engage fans on multiple levels. Beyond just match day, clubs should capitalize on non-match-day revenue sources through events, tours, and fan experiences. Planning should involve a detailed analysis of what fans desire and how to position these events in ways that elevate the club’s brand.


### 6. **Club Structure and Communication**

Clubs need to establish transparent, accountable management structures. Hiring sports directors and professionals who can position the club both on and off the field is crucial. Regular communication between management, players, sponsors, and fans should be encouraged to ensure everyone is aligned with the club's goals.


### 7. **Social Media and Fan Engagement**

Maximize social media engagement by:

- Publishing exclusive content.

- Tracking digital growth in real-time.

- Assigning dedicated personnel to handle social media engagement and ensure the club maintains a professional yet relatable image.


### 8. **Sponsor Management**

Clubs must consider which companies best align with their brand when securing sponsorships. Careful placement of sponsor advertisements, especially during press conferences or major announcements, is essential to avoid undermining the club's image or over-commercializing critical moments.


### 9. **Brand Protection and Expansion**

Clubs should be aware of the intangible value of their brand. By protecting core values while exploring new market opportunities, clubs can maintain loyalty among traditional fans while attracting new ones. Clubs should also explore new markets internationally.


### 10. **Financial Fair Play (FFP) Compliance**

Adhering to FFP requires careful long-term planning. Clubs should restructure debt, negotiate new revenue sources, and manage expenses meticulously. Any breaches of FFP could lead to severe consequences like transfer bans or point deductions, which clubs cannot afford. Professional financial advice and transparent accounting practices are essential.


---


In summary, the future success of football clubs lies in professionalizing management, embracing data-driven decision-making, and maximizing revenue streams across all platforms. Engaging fans, aligning with sponsors, and ensuring financial compliance will keep clubs on the path to sustainable growth. This shift requires a change in mindset from short-term success to long-term financial and operational stability.First and foremost, in recent days, we've been discussing the issues in the football world related to financial fair play, including budget constraints, limits, transfer bans, and even point deductions. We have seen that not only our major clubs with billion-dollar debts but also Anatolian clubs have failed to manage these matters professionally over the years. Unfortunately, we haven't paid much attention to those who engage in self-criticism. For now, what's done is done; I'd like us to discuss what we should do next and what solutions we can implement.

NOTE: Detailed information about other issues in the football world can be found at the following link: https://mehmetcagdas.blogspot.com/2019/12/futbol-takmlarmz-neden-avrupa.html